altinoz.com.tr

Şu Mermer Ocağı Meselesi

Biliyorsunuz, İnebolu kendisi için önemli olan meseleleri Facebook’ta konuşur hale geldi.

Tabiî aslında “konuşmak” derken lafın gelişi öyle diyorum. Yoksa bu Facebook denilen sosyal paylaşım platformunda herkes kendi görüşünü söylemekten daha çok, diğerlerinin de kendisi gibi düşünmesi mecburiyeti varmış gibi, bunu sağlamaya çalışıyor.

İnebolu’nun bu konuda iki tane sözde “konuşma” merkezi var. Birisi İnebolu Postası, diğeri KA Haber.

Yeni bir haber ortaya çıktığı gibi, bu habere 10 tane aklı başında yorum gelirse 100 tane de ipe sapa gelmez yorum bırakılıyor. Hal böyle olunca da aslında İnebolu, hiçbir sorununu konuşamıyor. (Aslında İnebolu’nun sorunlarını Facebook’ta konuşmasını beklemek başlı başına bir saçmalık ama, biliyorsunuz konuşulması gerekilen yerlerde zaten konuşulmuyor. Oralar başka işlerle meşgul.)

Bu garabete son “Mermer Ocağı” haberlerinde de rastlanıyor. 20 Nisan 2022 Çarşamba günü Başköy Köy Konağı’nda yapılan Çevresel Etki Değerlendirme(ÇED) toplantısının sonrasında da, bu hastalıklı ruh halinin, bu habere dair yorumlarda yine ortaya çıktığını gördük.

Bilhassa bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, konuyu bilmeyenler, mevzubahis olan yeri görmeyenler iyi okusun. Okumazsa da okumasın, açıkçası çok umurumda da değil. Ben kendime vazife bilip anlaşılabilecek en basit şekilde anlatmaya çalışacağım, ki hiç olmazsa bundan sonraki süreçte lüzumsuz rüzgâr yapılmasın.

KİM NEREDE  NE YAPMAK İSTİYOR?

Bir firma, Aktaş Köyü mevkiinde mermer ocağı açmak istiyor. Bununla ilgili başvuruyu yapmış. 100 hektar üzerindeki işler ihaleye konu olacağı için, başvuru 99,70 hektar olarak “ayarlanmış”.

Sonrasında, herhalde kanuni kıstaslara dayanarak, bu bölge 2. sınıf orman olarak belirlenmiş.

Mermer ocağının açılması için bir bilgilendirme toplantısı yapılması icap ettiğinden mermer ocağı açmak isteyen firma, işi şansa bırakmayıp bula bula kendi hemşerileri tarafından kurulmuş, belki de zaten bu tarz işler için kurdurulmuş bir firmayı bulup ona bir sunum hazırlatmış.

Bu sunum, aslında 18 Ağustos 2021 tarihinde yapılacakken, bölgemizin uğradığı sel afeti sebebiyle Valilik tarafından ertelenmiş.

Konu Aktaş, Başköy, Uluyol, Akkonak, Ayva, Soğukpınar ve Belören köylerini ve bölgede içme suyu kaynağı bulunan ilçemizi direkt ilgilendiriyor.

İNEBOLU ÇEVRE PLATFORMU

Bu konuda uzun süre yapılan zihin jimnastiği, toplantının 20 Nisan 2022 tarihinde yapılacağının öğrenilmesiyle İnebolu Çevre Platformu’nun kurulmasına yol açıyor.

Aktif bir şekilde çalışan platform, hızla hem kendi arasında hem de köylerde yaptığı bilgilendirme toplantılarının yanı sıra Kastamonu Pınarbaşı’nda bulunan mermer ocaklarında ve çevresinde yaptığı incelemelerle bu konuda hepimizin önüne düşüyor.

Tabiî platformda yer alıp da, % 95’inin dışarıdan sağlanacağı firmanın kendisi tarafından söylenen 20 kişilik bir mevzuyu, yatırım zanneden, yaşama rağmen yatırım yapılıp yapılmaması gerektiğini ise hiç sorgulamayıp gölge oyunu oynayanları da uzaktan izliyoruz.

Hatta düşünebiliyor musunuz, benim duyduğum, ilçede platformla fotoğraf vermek istemeyen “tipler” bile var.

YAPILAMAYAN SUNUMDA NE VARDI?

Basından, sosyal paylaşım sitelerinden firmanın sunumu yapamadığını okudunuz.

Bu sunumda en fazla 20 kişinin istihdamından bahsedilirken, % 10 blok mermer, % 25 moloz taşı ve % 65 pasa denilen toprak, taş ve mıcırın çıkacağı yazılı.

Tahminen asıl hedef olan % 10’luk blok mermer bittiğinde bu sefer taş ocağı halini alacak ve yine büyük ihtimal bu alanın yanında bir 99,70 hektarlık alan daha mermer ocağına çevrilmeye çalışılacak.

Sonra? Bir daha. Bitince? Bir daha.

OLAY YERİ İNCELEME

20 Nisan 2022 tarihinde olay yeri inceleme raporu şöyle:

1- Köylümüz nasıl bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığının bilincinde. Bu konuda kendilerinden başka güvenecekleri bir yer olmadığını da iyi bilmeliler. Çünkü bağlı oldukları ilçe merkezi, elinden Cezaevi sökülüp alınırken, gazetelere boş boş beyanatlar verip, Cezaevi gittiğinde de sırıtıp “Ne olmuş Cezaevi gittiyse?” diye karşılayabilen bir yer.

2-Bahsedilen alan, öyle görmeden kuru sıkı atıp yorum yapılacak bir yer değil. Yemyeşil bir alan ve Başköy’ün neredeyse içinden başlıyor. Bu mermer ocağı faaliyete geçsin, 1-2 yıla kalmadan Başköy’de durmak, yaşamak, yaşamaya çalışmak imkânsız hale gelir.

3-Yaşanacak tarım, arıcılık, hayvancılık ve sağlık problemlerinin en üst seviyeye çıkacağını görmek için alim ulema olmaya gerek yok. Beyin sahibi olmak yeterli.

4-Bütün bu yaşananlar inanın firmanın umurunda olmayabilir. Çünkü masaların üzerine bilgilendirme diye üzerinde çiçek böcek fotoğrafı olan, 3.sınıf kompozisyon dersi diliyle yazılmış, A4 fotokopi kâğıdı bırakılmıştı. Bunun sebebi tahminen firmanın “ÇED Raporu gerekli değildir” kararını diğer mermer ocakları için başka valiliklerden alma konusunda bugüne kadar sergilediği beceri. Bunu yine “becerebileceklerinden” emin olabilirler.

GELELİM İNEBOLU’YA

İnebolu’nun su kaynakları burada olmasına rağmen ilçeyi “yönetenlerin” de konuyu çok önemsemedikleri ortada.

Ha aslında önemseyip de başka sebeplerle ses çıkarmıyorlarsa daha da büyük rezillik.

Zahmet edilip konu yerinde incelendi mi onu da bilmiyoruz tabiî. Bütün bunlar yapılmış olsa herhalde, toplantıya katılan kurum “yetkilileri” vazife değil de neredeyse zul gördükleri bu toplantıdan ayrılmak için saatlerine bakmak yerine, sözü ve itirazı kimseye bırakmadan konuyla ilgili rapor ve itirazlarını beraberlerinde getirip masaya koyarlardı.

Niye?

Çünkü mermer ocağı yapılmak istenen yer, İnebolu’nun su kaynaklarının ve daha önce yapılması “siyasi ve şahsî kompleksler” yüzünden engellenen, sonradan da “yol verilen” Sökü Göleti’nin hemen yakınında.

Çıkacak tozun toprağın, dökülecek olan ve firma tarafından da % 90 olarak açıklanan moloz taşı, toprak, taş ve mıcırın bu kaynakları kirletmemesi ancak çizgi filmlerde yaşanabilecek bir şey.

Ama ondan da önemlisi ve asıl endişe etmemiz gereken mesele şu: İnebolu’nun üst bölümündeki su kaynak ve yataklarının yolunu değiştirebilecek her türlü çalışmaya şiddetle karşı çıkmak zorundayız.

Bu bölgede yapılacak patlatmalar ya da dökülecek taşın toprağın suyun yatağını değiştirmesi, Bozkurt’un başına ne açtıysa bizim de başımıza aynı şeyi açabilir.

Ha siz diyorsanız ki gözümüzle görmeden inanmayız.

O zaman göreceklerinizin taşlarını tek tek döşemeye devam edin.

Çünkü bunu iyi yapıyorsunuz.

Sonra oturur, “O son mermer ocağını açtırmayaydık iyiydi.” diye birlikte dövünürüz.

Ben yazıp şuraya bırakıyorum, gerisi mermer ocağı meselesi değil, tercih meselesi.