Hukuk Düzeninin Çatışan İki Değeri Aynı Zamanda Koruma Altına Alması Düşünülemez

T.C. YARGITAY Dördüncü Hukuk Dairesi
Esas No : 2016/15458
Karar No : 2019/2368
Tarih : 17.04.2019

İÇTİHAT METNİ

DAVA :

Davacı vekili tarafından, davalılar ve diğerleri aleyhine 03/07/2015 gününde verilen dilekçeyle basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/05/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR :

Dava; basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davacının …… Büyükşehir Belediyesinde Genel Sekreter olarak görev yaptığını, …… Gazetesi’nin 03-04-05-06/04/2015 tarihli nüshalarında davacının fotoğrafının da kullanılarak kişilik haklarına saldırı mahiyetinde haberler yapıldığını, dava konusu haberler ile davacının ihaleye fesat karıştıran, üçüncü kişilere menfaat sağlayan ve çıkarları için çalışan bir kimse olarak algılanmasının amaçlandığını, aynı gazetede, dört gün üst üste, aynı mahiyette haberler yapılmasının kamuoyunun bilgilendirilmesi amacından ziyade davacıyı küçük düşürme, onur, şeref ve saygınlığını zedeleme amacına yönelik olduğunu, dava konusu haberlerin davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğunu, bu haberler nedeniyle davacının ihtarname ve avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, ……’deki ihalelerin Ankara merkezli müteahhitler tarafından kazanılması sonrası davacıyı hedef gösteren haberler yapıldığı, haberlerin içeriği de gözetildiğinde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, dava konusu haberler nedeniyle davacının avukatın yardımına başvurmadan yapabileceği işlemler nedeniyle yaptığı harcamayı davalılardan isteyemeceği ancak davalılara gönderilen ihtarname masraflarının istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesiyle 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa’nın “Temel Hak ve Özgürlükler” bölümü ile Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu haberlerde, …… Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ihalelerin konu edildiği, haber tarihleri itibarıyla güncel ve kamu yararı bulunan konularda basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyen açıklamalara yer verildiği, gazetecilik tekniğinin gereği olarak bir olayın haber haline getirilip okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte verilmesi için başlığın çarpıcı kullanılabileceği hususu da dikkate alındığında, dava konusu haberlerin bütünü itibarıyla görünür gerçekliğe uygun, basının haber verme, toplumun haber alma hakkı kapsamında kalıp davacının kişilik hakkına bir saldırı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Şu durumda, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulune karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :

Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Yazıyı Paylaşın