altinoz.com.tr

Gelişmekte Olan Ülkelerde Salgın Daha Yeni Başlıyor

Sevgili Kardeşim Süleyman Soylu’nun istifasının niye geri çevrildiği beni zerre kadar ilgilendirmiyor desem inanır mısınız?  Bu konuda harcanan satırlara yanıyorum. Bir başka yandığım tespit daha var. Türkiye bu elim salgınla başa çıkmak için elbirliğiyle işbirliği yapmak zorunda, ama iktidarın derdi, rant, siyasi nemalanma, sansür ve gazetecileri kodeste tutmak. Bu gündem açıkçası midemi bulandırıyor. Ben en iyisi halkımızın ihtiyacı olan gerçek gelişmelerin analizini yapayım.

Malumunuz, borsalar başta, riskli varlıklarda risk iştahı geri döndü. Bu iyimserliğin altında yatan neden salgının sonunun göründüğü, ekonomik hasarın da parasal genişleme ve cömertce ortaya saçılan destek paketleri sayesinde kısıtlı olacağı görüşü. Bu görüşler Gelişmiş Ülkeler için geçerli olabilir, ama ondan bile emin değilim. Bakınız  güzel ablam AB Başkanı Ursula von der Leyen “Bu sene tatil planı yapmayın, yaşlılara 2020 sonuna kadar tecrit uygulayabiliriz” diyor.

Biz bir Gelişmekte Olan Ülkeyiz. Diğer ülkelerin hatalarından ders almalıyız. Bu yüzden de Gelişmekte Olan Ülkeler’de (GOÜ, Piyasalar = GOP) salgının bitmediğini, hepimiz aynı gezegende yaşadığımız için de komşuda yangın sönmeden bizim eve dirlik gelmeyeceğini herkese hatırlatmak istedim.

Latin Amerika ve Afrika’dan başlayalım. Çünkü koronanın bu iki kıtada yayılması biraz da “Bu salgın yazın yatışır, bırakalım dönsün ekonominin çarkları” boşvermişliğine güzel bir cevap oluyor. Latin Amerika’da Pazartesi itibarıyla 45 bin vaka sayıldı. Başta faşist amcam Bolsanaro’nun 22 bin vakasıyla karnavallar ülkesi Brezilya geliyor. Bolsanaro da “çarkçı”, yani epidemiyi küçümseyen, yeter ki ekonomiye zarar gelmesin diyen türden bir mahluku-garabet. Bu yüzden de virüs Sao Paulo’ya yayıldı, halkın yarısı derme çatma kulübelerde yaşıyor, bulaşmayı önlemek çok güç. Ekvador’da Guayaquil kentinde cesetler sokaklarda çürüyor, atıl kalan fabrikalar tabut üretimine başladı. Latin Times’ın bugünkü manşeti: “Latin Amerika ülkeleri yetersiz sağlık bütçesi yüzünden coronaya karşı savaşı kaybediyor”.

Afrika daha da fecaat. Pazartesi itibarıyla vaka sayısı 15 bine vardı. Güney Afrika salgının merkezi gibi görünüyor, çünkü onların test ve tarama yapacak paraları var. Kimbilir, mesela Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde neler oluyor? Pardon, oraya korona bulaşmaz, çünkü ebola pazarı kapmış.  Afrika hastalıktan kırılacak, kaçan fakir halk önce Kuzey Afrika’ya oradan da Avrupa ve Türkiye’ye sığınmaya çalışacak diye çok korkuyorum. Bakın, ben nelerden korkuyorum. Bir de Bilim Kurulu’ndan gelen önerilere tuvalet kağıdı muamelesi yapıldığı için Sağlık Bakanı’nın daha fazla daynamayıp  istifa etmesinden korkuyorum.

Gelelim Hinidistan’a. Dünyanın 2nci  en kalabalık nüfuslu ülkesi ve dışarıya açık bir yapıya sahip olduğu için, salgını etrafına bulaştırma potansiyeli çok yüksek. Ayrıca, Çin kadar olmasa da global tedarik zincirlerinde rol oynayan bir dev. Orada henüz 2.500 vaka sayılmış, ama çok fakirler ve tarama yapmak da zaman alıyor. Niye Hindistan’a bu kadar taktım?  Çünkü ABD, Brezilya ve Hindistan salgından rant çıkarmanın merkezleri. Modi bir Hindu milliyetçisi. Bu salgında dahi Müslümanlara eziyeti sürdürüyor, vatandaşlıklarını iptal etmek, sınırdışı etmek için fırsat kolluyor. O yüzden de salgınla baş edemeyecek. Bu salgınla yalnız halkına hizmeti önceleyip, her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olan liderler başedebilir.

Bakın, Putin’i günahım kadar sevmem, ama çok akıllı bir lider. Hemen onu 2036’ya kadar iktidarda tutabilecek anayasal referandumu erteleyip, petrol savaşını bitirdi. Çünkü Moskova’da salgın kol geziyor. Rusya sağlık sistemi en zayıf Avrupa ülkelerinden biri, Moskova’da 3-45 bin vaka bile zorladı onu. Halen vaka sayısı 20 bine yaklaşıyor Rusya’da. Ama Putin bu salgını yavaşlatacak ferasate sahip.

Aynı şeyi İran için söyleyemem. Ekonomik krizle sağlık krizi arasında tercihini, ekonomik krizi önlemek için kullandı mollalar. Ve bedelini çok acı ödeyecekler. KARAR’da yazan Taha Kermani şöyle diyor:

“Yani devletin temel ihtiyaçlarında ciddi zorluk yaşayan vatandaşlara ulaşması başlı başına bir sorundur. Ulaşabileceğini varsayarsak minimum sosyal imkânlardan yoksundur. Özellikle içinde bulunduğumuz kriz döneminde İran gibi halk-devlet ilişkilerinin çöktüğü bir ülkede sürecin iki taraflı güvene dayalı yürütülmesi de söz konusu olamaz.

Dolayısıyla Ruhani’nin ülkede olağan bir günmüş gibi “Ekonomik faaliyetler yeniden başlatılmalı” demesi kısaca halka kendi başının çaresine bak demektir. Nevruz tatilinden sonra İran’ın Tahran ve Tebriz gibi çoğu büyük şehrindeki kalabalık sokaklar korkutucu olsa da aslında İran’ın bilen birine pek de şaşırtıcı gelmiyor. Kısaca İran devleti halkın evde oturması için ne minimum asgari geçim imkânlarını temin etme kabiliyetine sahiptir ve ne de eğer son aylardaki halk ayaklanmaları göz önünde bulundurursak katı davranmaktan doğan riskleri göze alacak cesaret vardır.

Bundan sonra olası gelişmelerde yönetimin yön değişeceği uzak bir ihtimal olmayabilir ancak özellikle salgının yayılmasındaki hızı düşünürsek, zayiat ancak sağlık bakanlığının gerçek dışı ölü ve vaka sayılarıyla o da kâğıt üzerinde kontrol edilebilir”.

Bir yanlışı da düzelteyim, Çin’de salgının bittiği filan yok. Pazartesi vaka sayısı yine 100’ü aşmıştı. Çin’den öğreneceğimiz şok şey var: “Dünyanın önümüzdeki yaz aylarında yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) tamamen yok edemeyeceğini belirten Çinli virolog Zhang, Kasım ayında yeni dalganın yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Huanqiu haber portalının haberine göre, Çin’in Şanghay kenti merkezli Kovid-19 klinik uzmanlar ekibinin başkanı, Huashan Hastanesi Enfeksiyon Bölüm Başkanı Zhang Wenhong, “Dünya, bu yılın yaz mevsiminde koronavirüs pandemisiyle tamamen baş edemeyecek, Kasım ayında yeni salgın dalgası mümkün” ifadesini kullandı”. Buyrun, buradan yakın!

Bu salgın öyle kolay bitmez, bitinceye kadar da fakir ve tedbirsiz GOÜ’ün kaynaklarını tüketir. GOÜ varlıklarına” zamanı geldi” diye yatırım yapan uyanıklar avuçlarını yalayacaklar. Türkiye de  uzun sürecek bir savaşa hazırlıklı olmalı. İran salgından kıvranırken, Avrupa kapıları kitli tutarken, Rusya’da, Afrika’da vakalar artarken, bu ülkeyi izole edemezsiniz, ekonomisini de düze çıkartamazsınız.

Siz size yetebilirsiniz, ama bize yetmezsiniz. Hele halka hiç yetmezsiniz.

Kaynak: paraanaliz.com-Atilla Yeşilada

https://www.paraanaliz.com/2020/dunya-ekonomisi/fos-yazdi-gelismekte-olan-ulkelerde-salgin-daha-yeni-basliyor-45860/