
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15. HUKUK DAİRESİ
İzmir 20. İş Mahkemesinin 29/08/2025 tarih, 2025/34 Esas – 2025/341 Karar sayılı dosyası Dairemize gönderilmiş olmakla, yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
A-Davacının İsteminin Özeti:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile özetle; “Müvekkilim 04/02/2013 tarihinden bu yana davalı yan bünyesinde banka zırhlı araç koruma görevlisi olarak çalışmakta olup 04/12/2018 tarihinden bu yana davalı bankanın bünyesinde kadrolu personel olarak görev yapmıştır. 20/10/2020 tarihinden, iş akdinin haksız olarak sonlandırıldığı 10/01/2025 tarihinde dek de T.C. Ziraat Bankası A.Ş. bünyesindeki İzmir Para Grup Merkezi’nde görev almıştır. Araç koruma görevlisi olarak çalışan müvekkilim, bankaya ait hemen her gün rutin olarak atm’lerden ve şubelerden toplanan ve araçlara yüklenen paraların, bankanın belirli merkezlerine güvenle ulaştırılması ve aracın dış tehditlere karşı güvenliğinden sorumlu bulunmaktadır. Müvekkilim, davalı yan bünyesinde çalıştığı süre boyunca hafta içi her gün 08:00-18:00 saatleri arasında mesai yapmış, belirli olan herhangi bir mola saati bulunmamakla birlikte işin yoğunluğuna göre belli zaman dilimlerinde molaya sahip olmuş, ayda bir olmak üzere hafta sonları 22 saatlik mesaiye kalarak çalışmıştır. Müvekkilimin aldığı son net maaş 26000 TL tutarındadır. Müvekkilim davalı yan bünyesinde yaklaşık 12 senelik süre zarfında koruma görevlisi olarak işini layıkıyla yerine getirmiş olan, örnek bir personel olarak kabul edilmektedir. Bu süre zarfında da örnek bir çalışan olmasının yanında en ufak bir aksilik veya en ufak bir şikayete dahi konu olmamış birisidir. Ancak 10/01/2025 tarihli Ankara 12. Noterliği’nin 02770 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle kendisinin iş akdine davalı yan tarafından haksız bir şekilde son verilmiştir. Bahse konu iş akdinin sonlandırılmasına dair ihtarname 11/01/2025 tarihinde müvekkilime tebliğ olmuş olup, ilgili belgeyi dilekçe ekimizde sunuyoruz. Bahse konu iş akdinin feshine dair ihtarnamede müvekkilimin “31/12/2024 tarihinde görev yaptığı sırada İzmir Para Grup Merkezi’nde sorumluluğunda bulunan 35.190.415 TL, 370.000 usd, 85.000 euro ve 30.920 gbp tutarındaki parayı yetki ve sorumlulukları dışında Şoför/Destek Asistanı Dursun Şimşek’e teslim ettiği, Dursun Şimşek isimli şahsın paraları zimmetine geçirerek kaçtığı ve daha sonra yakalandığı, konuyla ilgili adli sürecin sürdüğü ve buna binaen maksimum düzeyde risk oluşmasına sebebiyet verdiğinin tespiti” sebebiyle işten çıkarıldığı belirtilmiştir. Hemen belirtelim ki, yaşanan hadiseler ile ilgili ne hukuksal açıdan ne de manevi açıdan müvekkiliminen ufak bir kusuru veya sorumluluğu bulunmamakta olup, bahse konu fesih gerekçesi usul ve yasaya tümüyle aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki yaşanan hadiseyi özetlemek gerekirse; müvekkilim olay günü olan 31/12/2024 tarihinde saat 09:50’de para toplamaktan sorumlu T.C. Ziraat Bankası Para Grup Merkezi 4 numaralı Karşıyaka Grubu olarak, banka bünyesinde çalışan şoförlerden Burak Yılmaz isimli çalışanla göreve başlamış, sabah saatlerinde altı şubeye ait paraları güvenle ilgili yerlere teslim etmişlerdir. Aynı gün saat 12:15’te de işlerini tamamlayıp merkeze dönmüşlerdir. Müvekkilim, öğleden sonra grup paralarını toplamak amacıyla merkezden çıkış yapmadan evvel, davalı banka tarafından kendilerine verilen görev kağıdını incelediğinde 11 şubeden para toplamakla yükümlü olduklarını, 11 şubenin parasının toplanması görevinin dışında her hafta westpark avm’de bulunan civil isimli firmadan davalı banka ile olan protokolü çerçevesinde toplanması istenen paralar da eklenince o an vekaleten İzmir Para Grup Merkezi’nde Müdürlük görevini yürüten Hakan Bulut isimli yetkiliye “toplanması beklenen paraların yükünün fazlalığı ve durumun risk arz ettiği, daha fazla elemana ihtiyaç duyulduğu ve dolayısıyla civil isimli firmadan para alınamayacağını” bildirmiştir. Bu ek görevlendirmenin yanında, aynı gün müvekkilimin para toplama görevi dolayısıyla bağlı olduğu banka bünyesindeki para toplama gruplarından olan karşıyaka grubuna münhasır, rutin olarak toplanması gereken karşıyaka, çiğli ve yamanlar vergi daireleri’nin paralarının toplanması görevi de bulunmaktadır. Müvekkilim kendisine ve grubuna verilen rutin dışı ağır görevlendirme neticesinde “kendisinin, şeflerine yaptığı eleman yetersizliği sebebiyle güvenlik açığı oluşabileceğine dair uyarılarına rağmen” emir ve talimat doğrultusunda kendisine yöneltilen işlemleri yapmaya başlamıştır. Akabinde müvekkilim para toplama işlemi sırasında karşıyaka şubesindeyken 11 numaralı foça atm grubundan sorumlu olan orhan sevinç isimli çalışan ile 14:30’da Foça görevi dönüşünde toplanan tüm paraların kendileri tarafından teslimi için iletişime geçmiş, Orhan Sevinç ise yıl sonu sebebiyle işlerinin uzayacağını söyleyerek müvekkilimin bölgesine ulaşmalarının 17:30’u geçebileceğini söylemiştir. Toplanan paraların, müvekkilim ve bağlı bulunduğu toplama birimine verilen emir ve talimat doğrultusunda banka merkezine en geç 16:30 ile 17:00 arasında teslim edilmesi gerektiği için müvekkilim ve grubu, kendilerine iletilen saatin geç olacağına kanaat getirmiştir. Müvekkilim, Orhan Sevinç isimli çalışanı saat 15:00’da tekrar arayarak paraların alınması gereken saatte alınıp alınmayacağı konusunda görüşmüş, ancak paraları 17:30’dan önce teslim alamayacağı kendisine söylenmiştir. Müvekkilim, kendilerine verilen görev sebebi ile ekibi ile bankaya ait paraları toplamaya çıkmasının akabinde 9 numaralı Karşıyaka atm grubunda görevli olan güvenlik görevlisi Semih Karabayır ile 15:15’de ellerinde toplanan paralanın teslim alınması için irtibata geçtmiştir. 9 numaralı atm ekibi ise merkezde olduklarını belirterek paraların teslim alınamayacağını müvekkilim ve ekibine iletmiştir. Müvekkilim, bağlı bulunduğu ekiple beraber para toplama görevi için Atatürk osb Ticari Şubesinde iken 15:50’de araç şoförü Burak Yılmaz, İzmir Para Grup Merkezi’nde baş şoför olarak görev yapan Dursun Şimşek isimli şahısla irtibata geçerek paraların teslimatının sağlanması gerektiğini iletmiş, Dursun Şimşek ise İzmir Para Grup Merkezi’nin yoğun çalışmasından kaynaklı olarak orada paraları teslim alacak görevli birinin olmadığını söyleyerek Burak Yılmaz ve müvekkilimin grubu ile olan görüşmeyi sonlandırmıştır. Bu görüşmeden yaklaşık 5 dakika sonra baş şoför dursun şimşek şoför Burak Yılmaz’ı geri arayarak adam olmadığını ve paraları toplamaya kendisinin geleceğini söylemiştir. İstikamet üzerinde bulunan son üç Şubenin de paralarının toplanması işlemi gerçekleştikten sonra paraların toplanacağı son şube olan yeni gime Şubesi karşısında buluşulabileceği hususunda şoför Burak Yılmaz ile baş şoför Dursun Şimşek buluşma noktasında mutabık kalmıştır. Baş Şoför olan Dursun Şimşek 10 yıllık Banka çalışanı olup son 1 yıldır da baş şoför olarak görev yapmaktadır. Müvekkilim ve ekibi, Yeni Girne Şubesi’nde toplanan paraların tamamını bankanın emir ve talimatları doğrultusunda zaman tasarrufu sağlamak ve paraları İzmir Para Grup Merkezi’ne daha hızlı getirebilmek amacıyla Şubenin civarındaki bir lokasyonda yolda teslim etmiştir. Baş Şoför Dursun Şimşek 06 FY 8331 plakalı araç ile buluşma noktasına gelmiş, para çuvallarını müvekkilim ve ekibi, bankanın emir ve talimatları ve paraların bankanın ilgili merkezine taşınması doğrultusunda kendisinin ve ekibin bağlı olmadığı ve dolayısıyla güvenlik incelemesi yetkisinin de olmadığı Dursun Şimşek’in getirmiş olduğu araca taşımıştır. İlgili mevzuata göre 30.000.000 TL ve üstü olan paraların taşınması için en 3 az kişinin görevlendirilmesi gerektiği, müvekkilimce vekalet müdür Hakan Bulut’a ve diğer amirlere hem bu olay öncesi hem de daha evvel ki para taşıma işlemlerinde defalarca iletilmiş ancak banka tarafından durum her seferinde göz ardı edilmiş, müvekkilimin uyarılarına kayıtsız kalınmıştır. Hakeza 2024 yılı içerisinde farklı zamanlarda müdür Hakan Bulut’un mevzuata aykırı olarak gerekli görevlendirmeler yapılmadan kendisinin emir ve talimatı ile 800 bin usd ve 50.000.00 TL gibi büyük meblağlar Baş Şoför Dursun Şimşek’in yönetimdeki araca tek başına olduğu araçta olduğu sırada yükletilmiştir. Yaşanan hadisede de Baş Şoför Dursun Şimşek’in yönetimindeki araç için de gerekli görevlendirmelerin yapılmamış olmasına rağmen bankanın emir ve talimatı ve aynı zamanda yöneticilerinin ısrarlı mobbingi neticesinde paraların Dursun Şimşek’in yönetimindeki araca yüklenmesi talimatı müvekkilim ve bağlı bulunduğu gruba verilmiştir. Müvekkilim, paraların teslimine dek görevini sorunsuz olarak yerine getirmiş ve kendisine verilen emir ve talimatları yerine getirmiştir. O an kendi araçlarının görevi bittiği dolayısıyla müvekkilimin görev ve sorumuluğu sona ermiş, toplanan paralar izmir para grup merkezi’ne gönderilmesi adına, baş şoför Dursun Şimşek’in yönetimindeki 06 FY 8331 plakalı araca anka tarafından verilen emir ve talimat doğrultusunda yüklenmiştir. Akabinde baş şoför Dursun Şimşek, paraları bankanın ilgili merkezine teslim etmemiş ve zimmetine geçirmiş, daha sonra da emniyet güçlerinin girişimi ile yakalanmış ve tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Hakeza konu ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde 2025/33 esas numarası ile soruşturma başlatılmış olup, dosyada verilen gizlilik kararı neticesinde adli süreç devam etmektedir. Konu ile ilgili müvekkilim haksız töhmet altında bırakılarak ifade vermiştir. Adli süreçle ilgili soruşturma dosyasında da müvekkilim ifade vermiş ve müvekkilim tutuksuz olarak serbest bırakılmıştır. İlgili ifadeyi de dilekçe ekimizde sunuyoruz. Müvekkilim, paraları zimmetine geçiren baş şoför Dursun Şimşek’in yönetiminde bulunan ve kendi ekbine ait olmayıp, bu sebeple sorumluluğu ve güvenlik incelemesi yetkisinin de bulunmadığı araçta gps, panik butonu ve kamera bulunmadığını ancak adli soruşturma başladığında karakolda öğrenebilmiştir. Hakeza araçla ilgili bakım, onarım, donanım eksikiği, güvenlik vesair konular, şoför, baş şoför ve yöneticilerin sorumluluğunda bulunmakta olup, para taşıma işleminde koruma olarak görev yapan müvekkilimin yaptığı iş dolayısıyla araç ile ilgili bu tür hususlardan sorumluluğunun ve kusurunun bulunamayacağını da ayrıca belirtmek gerekir. aksi kanaat oluşsa dahi bahse konu araç müvekkilimin para toplama görevinde tabi olduğu ve güvenliğinden sorumlu olduğu karşıyaka grubuna ait bir araç değildir. paraların baş şoför dursun şimşek tarafından zimmete geçirildiği araca, davalı banka tarafından “müvekkilimin daha evvel ki tüm uyarılarına rağmen” güvenlik görevlisi dahi yerleştirilmemiştir ve mevzuata aykırı olarak gerekli görevlendirilme yapılmamıştır. yukarıda da ifade edildiği üzere mevzuata aykırı hareket ederek mobbing uygulayarak hareket eden bankanın sorumsuzca davranışının müvekkilime yıkılmak istenmesi abesle iştigaldir. müvekkilim, kendi sorumluluk, güvenlik ve inceleme yetkisinin olmadığı ve paraların banka talimatınca teslim ediliği araçta gps, panik butonu ve kamera olmadığını bilseydi paranın teslim edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğini de samimi olarak vermiş olduğu savunmasında belirtmiştir. Müvekkilimin bankaya vermiş olduğu yazılı ve sözlü savunmaları da dilekçe ekimizde sunuyoruz .Ayrıca aracın aslında kazalı olduğundan dolayı resmi anlamda kullanım dışında yer aldığı bilgisi de olayın gerçekleşmesi akabinde ortaya çıkmış, müvekkilim ancak olay sonrası bu durumdan haberdar olabilmiştir. Müvekkilimin bağlı olduğu gruba dahi ait olmayan bir aracın kullanım dışı olması ve kazalı olması ile ilgili bilgi sahibi olması gereken ve sorumluluğu bulunan şahıs müvekkilim değil, şoförler ve mevzuatı hiçe sayarak gerekli görevlendirmeleri yapmayarak mobbing uygulayan amir konumunda bulunan kişilerdir. Hakeza yasal anlamda da durum bu şekildedir. Araçla ilgili hususlardan ve aracın teknik güvenlik açıklarından müvekkilimin sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Burada yüksek riski oluşturan müvekkilim değil, güvenlik açıklarını görmezden gelen amir konumundaki kişilerdir. Bu sebeple müvekkilimin yüksek risk oluşturması sebebi ile iş akdine son verilmesi gayri hukukidir. Vekaleten T.C. Ziraat Bankası A.Ş. izmir para grup merkezi’nde müdür olan ve müvekkilimin de amiri konumunda bulunan müdür Hakan Bulut’un Kurum içerisinde gerekli otorite ve disiplini sağlayamamasından kaynaklı olarak Dursun Şimşek’in belirtilen kullanım dışı arızalı araca rahat ulaşabilmesi sonucunda nakil işlemi için arızalı araç ile müvekkilin ve ekibinin yanına gelebilmiştir. Hakeza önemle belirtmek gerekir ki, Baş şoför Dursun Şimşek’in getirdiği “kullanım dışı” araca tüm paralar 16:25 itibariyle yüklenmiş olup akabinde yapılan teslimata ait bilgiler Güvenlik Amiri Mehmet Ali Yalçın’a müvekkilimce telefonla iletilmiştir. Müvekkilim konu ile ilgili üst birimleri bilgilendirmiş ve kendilerinin olurunu da almıştır. Müvekkilimin, amirlerinin izinleri, emirleri ve talimatlarıyla harekete geçerek gerçekleşen eylemden sorumlu tutulabilmesi ve buna binaen iş akdinin feshedilmesi hukuka tümüyle aykırı olup, yapılan feshin geçersizliğine ve haksızlığına açık bir delildir. Sayın mahkemenizin de malumu olacağı üzere Yargıtay uygulamasında da şef, amir ve üst düzey yöneticilerin emir ve talimatı ile oluşan eylemlerden işçiler sorumlu tutulamamaktadır. Müvekkilim, ekibi ile beraber çalıştığı süre boyunca işleyiş ve performans kaygıları nedeniyle çok hızlı olmaları konusunda birçok kez şefleri ve amirleri olan Mehmet Gökçen, Hakan Bulut ve Mehmet Ali Koç isimli amirleri tarafından mobbinge uğramış olup, müvekkil ve diğer çalışanların üzerinde oluşan iş yükü, baskı ve mobbing müvekkilimi ve diğer çalışanları strese sokmuştur. Mehmet Gökçen, Hakan Bulut ve Mehmet Ali Koç’un yüksek performans primi alabilmek için müvekkilimin ve diğer çalışanların güvenliğe dair uyarılarını hiçe sayarak, işlerin hoyratça hızlanması adına ısrarlı baskı, tutum ve davranışları neticesinde paraların izmir para grup merkezi’ne ulaşması konusunda mevzuat dışında uygulamaların ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Hakeza gerek 31/12/2024 tarihli olay öncesinde, gerek daha evvel ki para toplama işlemlerinde müvekkilim, başta müdür Hakan Bulut olmak üzere amir ve şefleri konumundaki kişilere, “kendilerine verilen işin yükünün rutin dışı ve ağır olduğunu, bu rutin dışı ağır işlemler için daha çok personele ihtiyaç bulunduğunu, güvenlik riskinin oluşabileceğini, aşırı hızlı hareket etmeye zorlanmalarının kötü sonuçlanabileceğini” belirterek gerekli önlemlerin üst birimlerce alınmasını istemiş ancak hiçbir zaman sonuç alamamıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. Maddesine göre, işçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. Hakeza işçinin iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal ettiğini işveren ispat etmekle yükümlüdür. İşveren banka bunu ispatlayamadığı gibi sorumlu olmadığı bir husustan müvekkilimi sorumlu tutmaya kalkmış ve mevzuatı hiçe sayarak mobbing uygulamaktan da geri kalmamıştır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz hadiselerden de anlaşılacağı üzere müvekkilim, kendisine yüklenen tüm sorumluluğu, mevzuatın hiçe sayılması ve uğramış olduğu mobbinge rağmen elinden geldiğince yerine getirmiş, gerekli uyarıları defaatle üst birimlere iletmiş ancak sonuç alamamıştır. Müvekkilimin, mobbinge uğraması ve bunun neticesinde gerçekleşmiş olaydan hiçbir kusuru ve sorumluluğu olmamasına rağmen sorumlu tutulması ve buna binaen işten çıkartılması hem hukuka hem de hakkaniyete aykırıdır. Müvekkilimin ve bağlı bulunduğu ekibinin sistematik bir şekilde mobbinge maruz kaldığı ve güvenlik açıkları olmasına rağmen çalışmaya zorlandığı sayın mahkemenizce dinlenecek tanıklarımızla da pekala ortaya çıkacaktır. Asıl, uğradığı sistematik mobbing nedeni ile iş akdini haklı sebeple fesih yetkisinde sahip olan ancak yıllardır emek ve mesai harcadığı kuruma zarar vermemek adına her daim susan müvekkilimin bizzat kendisidir. Tüm bu gayri hukuki hususlar neticesinde tabiri caizse haksız olarak töhmet altında bırakılarak günah keçisi ilan edilen ve haksız ve geçersiz olarak iş akdi sonlandırılan müvekkilim için hukuki yollara başvurmak zaruri hale gelmiştir. Bu amaçla müvekkilim işbu dava öncesi 14/01/2025 tarihinde zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmuş ve İzmir Arabuluculuk Bürosu 2025/354 Dosya Numarası 2025/11996 başvuru numaralı dosya ile davalı banka ile uzlaşma sağlanamamıştır izmir arabuluculuk bürosu 2025/354 dosya numarası 2025/11996 başvuru numaralı dosyanın29/01/2025 tarihli ilk oturum ve anlaşamama son tutanağını da dilekçe ekimizde sunuyoruz.” Bu nedenlerle, müvekkilinin iş akdinin feshini geçerli kılan bir durum ve haklı bir neden bulunmadığından İş akdinin feshinin geçersizliğine ve müvekkilinin eski işine iadesine, karar kesinleşinceye kadar geçecek süre için 4 aylık süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının, mahkemece verilecek işe iade kararına davalılar tarafından uyulmaması halinde feshin kötü niyetli olduğunun dikkate alınması 8 aya kadar ücreti tutarında tazminatın ödenmesini talep ve dava etmiştir.
B-Davalının Cevabının Özeti:
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; “Davacı tarafından açılan işe iade davası haksız ve hukuka aykırıdır. Zira, davacının iş sözleşmesinin feshi işlemi, İş Kanunu’nun emredici hükümlerine ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş prensiplerine uygundur. Şöyle ki; Davacı taraf işbu davayı süresinde açmamış olup, bu konuda itirazlarımızı sunuyoruz. Dava davacı tarafa fesih ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 1 aylık hak düşürücü sürede açılmamıştır. Bu sebeple öncelikle açılan davanın usulden reddi gerekmektedir. “İzmir Para Grup Merkezi eski güvenlik görevlisi/destek asistanı (S.96589) Çetin Mersin’in ;31.12.2024 tarihinde görev yaptığı İzmir para grup merkezinde sorumluluğunda bulunan 35.190.415TL, 370.000 usd, 85.000 euro ve 30.920 gbp tutarında paranın ankes yönetimi uygulama esas veusulleri’nin grup işlemleri başlıklı maddesine aykırı olarak yetki ve sorumlulukları dışında şoför/destek asistanı Dursun Şimşek’e teslim etmek suretiyle maksimum düzeyde risk ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği tespit edilmiş, akabinde (S.96874) Dursun ŞİMŞEK’in ilgili paraları zimmetine geçirerek kaçtığı, konuya ilişkin emniyet güçlerimize ihbarda bulunulması sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda zimmetine geçirdiği paraların bir kısmı ile yakalandığı ve (S.96589) çetin mersin’in de dahil olduğu adli sürecin devam ettiği bilgisi edinilmiştir. Adı geçenin fiillerinin müvekkil banka insan kaynakları uygulama esas ve usulleri’nin işten çıkarma cezası ile ilgili 9.5.16. (İşverenin güvenini kötüye kullanmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak) ve 9.5.21.(Sürekli olarak risk doğurucu iş ve işlemler yapmak suretiyle banka zararına sebebiyet vermek) maddelerine temas etmesi nedeniyle idari açıdan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu olay sonrasında müvekkil banka nezdinde yapılan idari soruşturma ve paralelinde devam eden ceza soruşturması neticesinde davacı Çetin Mersin’iniş akdi fiillerinin temas ettiği 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesinin “e” bendi “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” uyarınca Genel Müdürlük Makamı’nın 08.01.2025 tarih ve 48 sayılı onayıyla feshedilmiştir. Müvekkil banka tarafından gerçekleştirilen fesih usul ve yasaya uygun olup, aşağıda ayrıntısına yer vereceğimiz sebeplerle, davacı, müvekkil banka bünyesinde yapmış olduğu iş nedeniyle gösterdiği ihmal, mevzuata aykırı davranma ve doğabilecek yüksel riski öngörmemiş olması sebebiyle müvekkil bankanın güvenini açıkça kötüye kullandığının göstergesidir. Ki, olay henüz soruşturma aşamasında olmasıyla beraber yapmış olduğu eylemle bir hırsızlık olayına sebebiyet verilmesinde büyük rol oynadığı da dikkate alındığında fesih şartlarının sağlandığı açıktır. Fakat soruşturma süreci dosya bazında gizlilik kararı ile devam etmekteyse de, yapılan soruşturma ve ileride açılacak ceza yargılamasının süreci ve sonuçları işbu dava açısından da bağlayıcı olacağından bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Şöyle ki; öncelikle ceza dosyasının işbu dava açısından bekletici mesele yapılmalıdır. Olayla ilgili şüpheli Dursun Şimşek’in ve diğer bazı şüphelilerin 02.01.2025 tarihinde yakalanarak, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 2025/33 sayılı soruşturma dosyası özelinde gizlilik kararı vermiştir. Bu sebeple, maddi olguların tespiti açısından soruşturma neticesinde başlatılacak olan ceza yargılaması sırasında belirlenen maddi olgular ve yargılama sonucunda verilebilecek olan mahkumiyet kararının, işbu dava açısından bağlayıcılığı bulunduğu için öncelikle ceza dosyasının işbu dava açısından bekletici mesele yapılmasını talep ediyoruz. davacının bu olaydan kaynaklı sorumluluğu bulunmakta olup, iş akdi haklı sebeplerle feshedilmiştir. Davacı, gerçekleşen olayda eski destek asistanı/şoför Burak Yılmaz ile birlikte görev yaptıkları 06 CEA 496 plakalı para grup aracında bulunan ve güvenli şekilde nakledilmesinden sorumlu olduğu paraların, tek başına ve güvenlik teçhizatları bulunmayan grup aracıyla gelen eski destek asistanı dursun şimşek’e teslim ederek meydana gelen olayda sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kusuru ve görev ihmalinden dolayı da 4857 Sayılı İş Kanunu’nun25/II. maddesinin “e” bendi “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” uyarınca davalı banka tarafından08.01.2025 tarih ve 48 sayılı onayıyla feshedilmiştir. davacı açıkça işverenin güvenini kötüye kullanmıştır. Davacının yaptığı iş nedeniyle hem yasal hem de banka iç mevzuatı ve yönetmelikler gereği uyması gereken belli başlı kurallar bulunmaktadır. Ancak olay günü yaşananlara bakıldığında, zırhlı para aracındaki güvenlik olarak, uygulaması gereken bir prosedür, yanında bulundurması gereken personel sayısı, para aktarımı sırasında uyması gereken güvenlik önlemleri ve sıra dışı bir durum halinde ise, amirlerinden alacağı talimatla hareket edebileceği açıktır. Ancak davacının olay günü destek personele ihtiyaç olması halinde amirlerinden onay gelmeden işlem yapması kabul edilemez. Davacının yaptığı iş nedeniyle de insiyatif alması da beklenemez çünkü bu açıkça ihmale girmektedir. Dediğimiz gibi olay günü, hiçbir talimat almadan ve tek başına gelen baş şoför olarak tanımlanan kişiyle Yeni Girne Şubesinin yakın bir konumda yol üzerinde buluşup, kendi sorumluluğunda olan araçtaki paraların diğer dava dışı gelen Dursun Şimşek’in aracına aktarılması halihazırda büyük bir ihmalin varlığını, doğabilecek risklerin hesaplanmadan işlem yapıldığını, açıkça mevzuata aykırı eylemde bulunduğunun göstergesidir. Kaldı ki bu eylem sonucunda büyük bir hırsızlık olayı gerçekleşmiştir. Müvekkil banka zaten hırsızlık eylemi davacı tarafından gerçekleştirilmiş dememekte, ancak yaptığı iş nedeniyle aldığı sorumluluğa aykırı davrandığı için açıkça İş Kanununda yer alan işverenin güvenini kötüye kullandığı sabittir. Bu yasal mevzuatın uygulanması için daha başka ne gibi bir eylemin varlığı aranmalıdır ki, davacının davası haklıdır denilebilsin. Davacının yapılan eylem sonucunda sorumluluğu olduğuna ilişkin müvekkil Banka müfettişleri tarafından hazırlanan 2025/1 görev numarası altında yürütülen soruşturma raporunda; “İzmir para grup merkezi eski destek asistanı (S.96589) Çetin Mersin tarafından gerçekleştirilen fiillerin; bankamız insan kaynakları uygulama esas ve usullerinin işten çıkarma cezası ile ilgili “İşverenin güvenini kötüye kullanmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmak” ve “Sürekli olarak risk doğurucu iş ve işlemler yapmak suretiyle banka zararına sebebiyet vermek” maddelerine temas etmesi nedeniyle idari açıdan,” sorumlu tutulmuştur. Bu sebeple, müvekkil banka tarafından işlenen prosedürü uygulayarak ve ilgili raporda geçen hususları da dikkate alarak davacının iş akdini haklı sebeple feshetmiştir. Davacı müvekkil banka iç mevzuatı ve yönetmeliklere de aykırı davranarak işverenin güvenini kötüye kullanmıştır. Davacı taraf, sadece İş Kanunun 25.maddesinin 2.fıkrasının e bendine değil, aşağıda belirtilen diğer yasal hükümlere de de aykırı davranmıştır. 31.12.2024 tarihinde görev yaptığı İzmir Para Grup Merkezinde sorumluluğunda bulunan 35.190.415TL, 370.000 usd, 85.000 eur ve 30.920 gbp tutarında paranın ankes yönetimi uygulama esas ve usulleri’nin grup işlemleri başlıklı maddesine aykırı olarak yetki ve sorumlulukları dışında Şoför/Destek Asistanı Dursun Şimşek’e teslim etmek suretiyle maksimum düzeyde risk ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Davacının görev tanımı, güvenlik merkezi yöneticiliği uygulama esas ve usulleri’nin“1.4.3. para grup merkezlerinde görev yapan özel güvenlik görevlisinin görev tanımı” başlıklı maddesi ve ankes grup merkezinde görev yapan özel güvenlik görevlisinin görev tanımı başlıklı maddesi ve ankes yönetimi uygulama esas ve usulleri’nin “zırhlı aracın güvenliğinden sorumlu personelin görevleri” başlıklı maddesinde yer almaktadır. Zırhlı Aracın Güvenliğinden Sorumlu Personelin Görevleri: Zırhlı araç ve grup ekibini her çeşit tehdit ve tehlikeye karşı korur. Görev başlangıcında tabanca ve otomatik makinalı tabanca ile mühimmatının eksiksiz olduğunu kontrol eder. Grup teslimatı sırasında kuşkulu bir durumun bulunup bulunmadığını kontrol eder, durumu araç sorumlusuna bildirir. Grup alınıp verilirken grup taşımasına yardımcı olmaz. Zırhlı araca grup ekibi dışında kimsenin binmesine izin vermez. Grup ekibinde ikinci bir güvenlik görevlisi olması halinde söz konusu personel, yöneticisi tarafından bu mevzuatın 4.1.3.1.2. ve 4.1.3.1.4. maddelerine göre görevlendirilebilir. Zırhlı Araç Sorumlusunun Görevleri: Gruba katılan imza/işlem yetkili ya da zorunlu durumlarda PGM/Şube Yöneticisi tarafından görevlendirilen personel, grup sorumlusu sıfatı ile nakilden birinci derecede sorumludur. Her göreve çıkışta aracın tüm sistemlerinin arızasız olarak çalıştığını kontrol eder. Tüm personelin yerlerini aldıklarını ve kapıların kapandığını gördükten sonra güzergâhı söyleyerek, yola çıkılmasını sağlar. Araçta tehlike anında kullanılacak siren ve acil çağrı butonları mevcuttur. Siren ve acil çağrı butonunun soygun, yangın vb. durumlar halinde çalıştırılmasını sağlar. Zırhlı araca bir saldırı veya soygun teşebbüsü halinde araç içindeki acil çağrı butonları aracılığıyla alarm izleme merkezi’ne bildirim yapılmasını sağlar. Zırhlı aracı amacı dışında kullandırmaz ve görevlilerden başkasını araca bindirmez. Grubun yüklenmesi ve personelin araçtaki yerini almasından sonra şoför bölümü ile kasa bölümü arasındaki kapı da dahil olmak üzere aracın tüm kapılarının kilitlenmesini sağlar. Nakdin para taşıma bölümünde taşınmasını sağlar. Araçtan inilmesi gerektiğinde para taşıma bölümündeki kapıyı kilitler ve anahtarını yanında bulundurur. Tavandaki havalandırma deliklerini ya da fanlarını araç dururken kapalı tutar, hareket halindeyken gerekiyorsa açar. Tavandaki tahliye kapağının kilitli durumda bulunduğunu kontrol eder. Görüldüğü gibi, davacının yaptığı iş ve iş akdinin feshine sebep olan eylem karşılaştırıldığında, davacının İş Kanunu ve banka içi mevzuatına açıkça aykırı davrandığı, üstlerinden talimat almaksızın gerçekleştirdiği kamuya açık alanda hiçbir güvenlik tedbirini almadan yaptığı para transferinin kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, para transferi yapılırken 3. Kişiler tarafından gaspa dahi uğrayabilme ihtimalini öngörememiş olması kabul edilemez. Bu nedenle, müvekkil banka iş akdinin feshinde haklıdır. davacının müvekkil bankaya karşı yapmış olduğu ithamlar kabul edilemez. Davacı taraf yaptığı eylem neticesinde iş akdinin feshinin haklı olduğunu bilmekte ancak, işbu davayı açabilmesi için kendisine gerçek olmayan sebepler yaratmaya çalışarak, müvekkil banka yöneticilerinin ısrarlı mobing yaptıklarını, bu sebeple, paraları dava dışı Durmuş Şimşek’in yönetimindeki araca yüklediğini iddia etmektedir. Ancak bu hususun kabulü mümkün değildir. Davacı taraf tabiri caizse yaşanan hırsızlık olayından neredeyse müvekkil Bankayı sorumlu tutmaya çalışmaktadır. Halbuki ortada çok büyük bir ihmal bulunmaktadır. Ki, sadece olayın gerçekleşme halinin yani yeni girne şubesinin yakın bir konumda yol üzerinde buluşup, kamuya açık alanda tedbirsizce paraların diğer araca aktarılması halihazırda büyük bir ihmalin varlığını, doğabilecek risklerin hesaplanmadan işlem yapıldığını göstermektedir. davacının tüm işçilik alacakları ödenmiş olup müvekkil bankadan hiçbir alacağı yoktur. Ayrıca, davacının iş akdinin feshi tarihinden 6 ay öncesi ve 14.02.2025 tarihi arasında müvekkil bankada toplam 1466 kişi işe alınmış olup, işe başlayan personelin unvanları farklılık göstermektedir. İlgili dönemde vardiya düzeninde değişiklik yapılmamıştır. Müvekkil banka bünyesinde personelin yapmış olduğu fazla mesaiye ilişkin hak etmiş olduğu alacakların ödemesi eksiksiz yapılmaktadır. Davacının ücretleri müvekkil banka tarafından 990-59103136-5020 no.lu hesaba yatırılmıştır. Bu sebeple davacı tarafın müvekkil bankadan hiçbir alacağı bulunmamaktadır.” Şeklinde savunmada bulunarak bu nedenlerle müvekkilinin işe iade şartları oluşmamış ve yapılan feshin geçersizliğine dair somut bir durumda bulunmadığını, gelinen noktada davacının iş sözleşmesi fesihte son çare olması ilkesine uygun hareket edilmediğini, zira müvekkilinin bankanın idari açıdan sorumlu tutulan, hakkında bir ceza soruşturması başlatılan ve yürütülen çalışanın iş akdinin devam ettirmesinin beklenemeyeceğini, müvekkili banka aleyhine açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C-İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davacının iş akdinin işveren tarafından haklı nedenle sona erdirildiği tespit edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
D-İstinaf Nedenleri:
Davacı vekili yasal süre içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankada 12 yıl boyunca çalıştığını, 31/12/2024 tarihinde gerçekleşen davalı bankanın baş şoförü konumundaki Dursun Şimşek’in nakledilen paraları zimmetine geçirerek kaçması olayında müvekkilinin kasıtlı bir davranışı olmadığını, ceza soruşturmasında müvekkilinin tutuklanmadığını, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını, soruşturma sonunda hakkında takipsizlik kararı verildiğini, davalı bankanın müvekkilinin iş akdini, zimmet fiilinin asli faili veya ortak faili imiş gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca “haklı nedenle fesih” yoluna gittiğini, olayın gerçekleşmesinde davalı işverenin organizasyon kusuru bulunduğunu beyan ve iddia ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
E-Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
İstinaf incelemesi yapılan dava; iş akdinin feshi işleminin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak vekamu düzenine ilişkin nedenler re’sen nazara alınarak yapılmıştır.
Zırhlı araç koruma görevlisi olarak çalışan davacının, 31.12.2024 günü banka şubesine götürülmek üzere bir miktar parayı gerekli donanıma sahip olmayan aracın şoförüne teslim ettiği ve akabinde bu şoförün parayı zimmetine geçirdiği sabit olmakla birlikte, davacının banka parasını zimmetine geçiren şoförün eylemine iştirakinin bulunmadığı, bankaya ait parayı donanımlı araca ve araçta koruma görevlisi varken teslim etmesi gerekmesine karşın, yaptığı hatalı eylemin, iş yükünün fazla olmasına ve personel eksikliğine dayandığı, dinlenen tanık beyanlarından benzer şekilde içerisinde koruma görevlisi olması olmayan araçlarla para naklinin daha önce de yapıldığı, personel eksikliğinin doğurduğu riskin davalı işverene aktarıldığı ancak işverenin personel eksikliğini gidermediği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının zırhlı aracın güvenliğinden sorumlu personel olarak yapmış olduğu eylemin ihmal içerdiği ancak işin organizasyonuna ilişkin araç ve personel eksiğini tamamlamayan davalı işverenin de ihmali bulunduğu dikkate alındığında, davacının eylemine karşılık iş akdinin haklı nedenle feshinin ölçülü olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan davacının ihmali davranışı dikkate alındığında, davalı işverenin davacıyla çalışmaya devam etmesinin kendisinden beklenemeyecektir. Bu sebeple feshin geçerli nedene dayandığının kabulü dosya kapsamıyla uyumlu olacakken, feshin haklı nedenle yapıldığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi gerekçesi yerinde değildir.
Dairemizce, davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş ve hüküm HMK’nın 353/1/b-2 gereğince düzeltilmek üzere kaldırılarak, davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu’na göre belirlenen 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının tahsili için davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubuyla, bakiye 116,60-TL harç masrafının davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine 45.000,00-TL vekalet ücreti takdirine,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
7-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle yapılan3.140,00-TL arabuluculuk ücretinin tarafların arabuluculuk görüşmelerine katılmaları nedeniyle davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-HMK’nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarih itibariyle bakiye delil ve gider avansı kalması halinde yatırana iadesine,
10-İcranın geri bırakılması için davalı tarafça teminat yatırılmış ise 2004 sayılı İİK’nın 36/5 maddesi uyarınca teminatın iadesine yer olmadığına,
11-HMK’nın 359/4. maddesi gereğince, kararın tebliği ile, 302/5. maddesi gereğince, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, aynı Kanun’un 361/1 ve 362/1-a hükümleri uyarınca kararın niteliği ve niceliği itibariyle kesin olmak üzere, 12/02/2026 tarihinde, oy birliği ile karar verildi.

