
T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
Esas : 2025/1367
Karar : 2026/251
Tarih : 20.01.2026
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1556 E., 2025/26 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/584 E., 2023/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. …’nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 12.10.2021 tarihinde satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalının 28.02.2022 tarihinde satın alınan taşınmazı müvekkili adına tescil ettirmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirdiğini, davalı yükleniciye defaatle tescil talebinin iletildiğini, ancak söz konusu taşınmazı müvekkili adına tescile yanaşmadığını ileri sürerek, … Mahallesi, 3868 ada, 11 parsel A blok 1 nolu bağımsız bölümün müvekkili adına tesciline, Mahkeme aksi kanaatteyse taşınmazın güncel değeri tespit edilerek ticari faizi ile şimdilik 500,00 TL’nin menfi, müspet zarar ve kira bedeli ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 03.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.300.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; arabuluculuk süreci sonuçlanmadan davayı açtığını, yatırım amacı ile hareket ettiğini, davacının tüketici sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında geçerli bir satış vaadi sözleşmesi yapılmadığını, tescil ya da teslim işlemi gerçekleşmediğini, geçerliliği bulunmayan sözleşmeye dayanarak ikame edilen davada tarafların verdiklerini iade etmeleri gerektiğini, geçersiz sözleşmeye dayanarak talep edilen menfi, müspet zarar ve kira bedeli taleplerinin de hukuki dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığından, taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep edebileceğinden, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulü ile 460.000,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, tapu iptali ve tescil hükmü kurulamadığından, geçerli sözleşme uyarınca davacının güncel bedel talep edebileceği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu uyarınca taşınmazın güncel bedelinin 1.300.000,00 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın güncel bedeline hükmedilmesi gerekirken ödenen bedelin iadesi kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kabulü ile, 1.300.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
Davalı vekili; ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, sözleşme hükmü gereği sadece ödenen bedelin iadesinin talep edilebileceğini, tanıkların dinlenmediğini, sözleşmenin ön ödeme konut satışı sözleşmesi olmadığını, sözleşme gereği davalıya ödeme için süre verilmediğini, geriye etkili fesihte sözleşmenin hiç yapılmamış gibi yok hükmünde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, ifa ve gecikme tazminatı talep ettiğini, öncelikle terditli talebinden tapu iptal tescile karar verilmesi gerektiğini, devir tarihinde davalının taşınmazı devretmediğini, davalının temerrüde düştüğünü, ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen bedelin düşük olduğunu, sözleşmenin 5. ve 6. maddelerinin el yazısı ile sonradan eklendiğini, taraflarca tartışılmadan sözleşmeye yazıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi, olmadığı takdirde taşınmazın güncel değerinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Eldeki dosyanın incelenmesinde, davalı yüklenicinin dava dışı arsa sahipleri ile noterde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendikleri, davalının kendisine düşen taşınmazı 12.10.2021 tarihinde alacağın temliki hükümlerine dayanarak davacıya sattığı, satım bedeli olan 460.000 TL’nin ödendiği, taşınmazın devrinin yapılmadığı, tapu iptal tescilin bu mümkün değilse taşınmazın rayiç bedeli ile gecikme tazminatı talep edildiği, sözleşmenin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca geçerli olduğu, Kanun’un 11. maddesindeki seçimlik haklardan birinin kullanılabileceği, bu hakların bir kez kullanılmakla tükendiği, sözleşme feshedildiğinden taşınmazın rayiç bedeline hükmedildiği, ancak feshedilen sözleşmeye dayalı olarak kira tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşıldığından, temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacı vekilinin avans faizi hükmedilmesine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; davalının 6502 sayılı Kanun’un 3/1-i bendinde yapılan tanım gereği; ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan tüzel kişi olduğu, davacı tüketici ile ticari amaçlarla hareket eden davalı şirket arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu, 3095 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükmü gereği ticari işlerde avans faizi istenebileceği anlaşılmakla, davacının avans faizi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle belirlenen alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Davalı vekilinin faiz başlangıcı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde; davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşıldığından ıslah edilen kısma yönelik ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmakla, davalının bu yöne ilişkin talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkartılarak yerine ” Davacının alacak talebinin kabulü ile, 500 TL’nin dava tarihinden 1.299.500 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

