Zorunlu Arabuluculuk Şartının Yerine Getirilmediği Gerekçesiyle Usulden Red Kararı Verilemez

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
YİRMİALTINCI HUKUK DAİRESİ

Esas : 2024/1488
Karar : 2025/43
Tarih : 20.01.2025

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12.11.2024

NUMARASI : 2024/608 Esas 2024/759 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ : 20.01.2025

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 21.02.2025

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 04.10.2022 tarihinde davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı … plakalı araç ile davacıya ait … plakalı aracın çarpışması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve düzenlenen maddi hasarlı kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunu, davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin davalı … tarafından ödendiğini, araçta meydana gelen değer kaybı yönünden yapılan başvuruya cevap verilmediğini, ayrıca araç mahrumiyeti nedeniyle zararı oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı nedeniyle 1.000,00 TL ve araç mahrumiyeti nedeniyle 1.000,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup ticari dava niteliğinde olduğunu ve 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine başvurunun dava şartı niteliğinde olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafa araç hasarı nedeniyle ödeme yapıldığını, davacının aracında dava konusu kaza öncesinde hasara uğramış olduğunu, ikame araç talebinin teminat dışında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın davacıya ait araç ile davalı … şirketine sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkin olduğu, Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2024 tarihli ve 2024/264 Esas, 2024/257 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi sonrasında yargılamaya devam olunduğu, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi kapsamında ticari dava ve tespit edilen niteliği gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, Kanun’un 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir beyan bulunmadığı gibi dava dilekçesi ekinde dava tarihinden önce düzenlenen arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapıldığına ve sonuçlandırıldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı gerekçeleriyle davanın zorunlu arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin özel dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın davalı … aleyhine Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/264 Esas sayılı dosyası ile açıldığını ve görevsizlik kararı verildiğini, daha sonra arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı gerekçesiyle usulden red kararı verildiğini, davadan önce arabulucuya başvuru şartı, davanın mahkemelerde açılıp görülmesine yönelik olarak düzenlenen özel bir dava şartı olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde düzenlenen genel dava şartlarından önce incelenmesi gerektiğini, mahkemece öncelikle arabuluculuk dava şartını incelememiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, 04.10.2022 tarihinde davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacıya ait aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemine ilişkin olup, mahkemece zorunlu arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin özel dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK’nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. Zorunlu mali sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1483. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle de dava, TTK 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari davadır. Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun’un 5.maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 7155 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.

Ancak TTK’nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesinde yapılan değişiklik ile “zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir.” ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.

Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu’nun 97’nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.” ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09.09.2024 tarihli, 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar, 28.12.2023 tarihli, 2021/21911 Esas, 2023/14297 Karar sayılı kararları).

Somut olayda 04.10.2022 tarihinde davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç ile davacıya ait aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kaza nedeniyle araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkin davanın 04.06.2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2024 tarihli kararıyla davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın 09.09.2024 tarihinde kesinleştiği, görevsizlik kararı üzerine dosyanın 16.09.2024 tarihinde Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği ve 2024/608 Esas sırasına kaydedildiği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davalı … şirketine yapılan başvuru üzerine hasar bedelinin ödendiği, değer kaybına ilişkin başvuruya cevap verilmediğinin belirtildiği, davalı … tarafından gönderilen 16.10.2024 tarihli cevabi yazıda, dava öncesinde 05.10.2022 tarihinde başvuru yapıldığını ve araç hasarı nedeniyle tazminat ödemeleri yapıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak uygulanmayacağı düzenlenmesine göre davacı tarafça özel dava şartı olarak düzenlenen Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartının yerine getirildiği gözetildiğinde zorunlu arabuluculuğa ilişkin özel dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK’nın 353/1.a.4 maddesi gereğince kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan …

Üye …

Üye …

Katip …

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

KAYNAK:CORPUS
Bu Yazıyı Paylaşın