Türkiye’nin Şalterini Ruslarla Arapların Eline Verecekler!

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile yapılan enerji anlaşmalarına dikkat çeken Elektrik Mühendisleri Odası, söz konusu anlaşmaları kapitülasyona benzeterek, “Enerjimizi yabancı tekellere teslim edemezsiniz” açıklaması yaptı…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 1 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla Karaman’daki 15,41 kilometrekarelik alan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ilan edildi. Bu düzenlemenin Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile yaptığı enerji anlaşmalarına saha yaratmayı amaçladığını savunan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), “Bu anlaşmaların TBMM’de kabul edilmesi ve hayata geçirmesiyle zaten tekelleşme eğilimi gösteren enerji alanı büyük ölçüde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Rusya`nın kontrolüne geçecektir. Bu yolla verilmek istenilen tahsilat garantilerinin boyutları irdelenmeli, bu ülkelere olan dış borcumuzun miktarı sorgulanmalıdır!” açıklaması yaptı.

EMO’DAN ENERJİ ANLAŞMALARINA YÖNELİK DİKKAT ÇEKİCİ UYARI

Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile enerji alanında imzaladığı anlaşmalara ilişkin Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından yapılan açıklamada, Meclise sunulmasıyla haberdar olunan stratejik ortaklı ve çerçeve anlaşmasının esasen bir imtiyaz verme işlemi olduğunu savunularak şu ifadelere yer verildi: “Akkuyu nükleer santralına ilişkin Rusya ile yapılan anlaşmaya benzer şekilde; ticari bir konuda ihaleyle yapılması gereken işlemler, iç hukuku devre dışı bırakacak şekilde; uluslararası anlaşma yoluyla gerçekleştirilmek istenmektedir. Bu anlaşma açıkça ülkemizin egemenlik haklarını ihlal edici niteliktedir.

ANLAŞMAYLA BAE TÜRKİYE’DE HES, RES VE GES’LER KURABİLECEK

Birleşik Arap Emirlikleri’ne hiçbir yükümlülük yüklemeden, kârlı bulmaları durumunda, doğal kaynakların ve elektrik üretim sahalarının öncelikli olarak tahsis edilmesini içermektedir. Anlaşma kapsamında deniz üstü rüzgâr enerjisine dayalı elektrik üretimi için 2 bin 500 megavatlık (MW) bir kapasite, 2 bin MW’lık pompaj depolamalı HES, batarya depolamalı 3 bin MW’lık RES ve GES kapasitesinin bu ülkeye tahsisi öngörülürken, 5 bin MW’lık yeşil hidrojen veya amonyak üretim tesisi, 3 bin MW’lık doğalgaz santralı, yine 3 bin MW’lık yerli kömür santralı ve 6 bin MW’lık nükleer santral kurdurulması da hedeflenmektedir.

YERLİ FİRMALAR VE BAŞKA ÜLKELER TEKLİF VEREMEYECEK

Anlaşmayla deniz üstü rüzgar ve enerji depolama tesisleri hediye edilirken, toplam kurulu gücümüzün yüzde 23’üne karşılık gelen 24 bin 500 MW’lık bir kapasite tek işlemle bu ülkeye verilmektedir. Projelerin belirlenmesinin ardından 18 ay içinde Birleşik Arap Emirlikleri’nden teklifler alınacağı ifade ediliyor. Bu süre içinde bu projelere yerli şirketler veya diğer uluslararası firmalar teklif veremeyecek, değerlendirmede bulunamayacaklar.”

SUUDİ ARABİSTAN’LA ANLAŞMA: ‘ÜLKE GELECEĞİNE İPOTEK KOYMAK’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Suudi Arabistan ile imzalandığını açıkladığı bir başka uluslararası anlaşmada elektrikli araçlar, güneş paneli gibi alanlardaki yeni teknolojilerde ihtiyaç duyulan kritik madenlerle ilgili işbirliği yapılacağının ortaya çıktığına işaret edilen açıklamada, “Henüz TBMM’ye sunulmadığı için detayları açıklanmasa da, bu anlaşmayla da batarya teknolojisinde kullanılan nadir toprak elementlerine ilişkin madenlerimizin ise Suudi Arabistan’a bırakılacağı anlaşılmaktadır. Önümüzdeki yüzyılda petrolden daha kıymetli olacak olan stratejik madenlerimizin işletilmesinin bir başka ülkeye bırakılması, ülke geleceğine bugünden ipotek koymak demektir” denildi.

ENERJİ SAHALARI YARATMAK İÇİN ÇALIŞMA BAŞLADI

Söz konusu uluslararası anlaşmaların TBMM’de onaylanmadan, anlaşmalardaki hükümlerin hayata geçirmesini kolaylaştıracak kanun teklifleri de TBMM gündemine getirilmeye başlandığına dikkat çekilen Elektrik Mühendisleri Odası’nın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nun gündemine alınan Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde ‘baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilir’ şeklinde ifadeler içeren bir madde de yer almaktadır. Enerji torbası olarak tabir edilen teklifler bir yandan su yüzeylerinde yeni rant alanlarının oluşturulmasına hedefleyen değişiklik yapılırken, bir yandan da yeni bölgeler YEKA alanı olarak ilan edilmektedir.”

KARAMAN’DA 15,41 KİLOMETREKARELİK YEKA ALANI

Resmi Gazete’de yayımlanan ilanda Karamanda 15,41 kilometrekarelik bir bölgenin Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı olarak tanımlandığı bilgisine yer verilen açıklamada, “Uluslararası anlaşmalar kabul edilmeden taahhüt edilen kapasiteyi yaratmak için üstü örtük bir biçimde düzenleme yapmaya çalışmak açıkça TBMM’nin iradesine ipotek koyma girişimdir” denildi.

ENERJİ BÜYÜK ÖLÇÜDE RUSYA, BAE VE SUUDİ KONTROLÜNE GEÇECEK

Söz konusu anlaşmaların TBMM’de kabul edilmesi ve hayata geçirmesiyle zaten tekelleşme eğilimi gösteren enerji alanının büyük ölçüde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Rusya’nın kontrolüne geçeceği görüşüne yer verilen açıklamada, şöyle denildi: “Bu yolla verilmek istenilen tahsilat garantilerinin boyutları irdelenmeli, bu ülkelere olan dış borcumuzun miktarı sorgulanmalıdır! Yeni nesil bir kapitülasyon düzenlemesi olan bu anlaşmalarla, enerji alanının kontrolü yabancı tekellere geçecektir. Üstelik işlemlerin kanun niteliğindeki uluslararası anlaşmalarla gerçekleştirilmesi; yargı denetimini de ortadan kaldırmaktadır. Madenlerimiz, doğal kaynaklarımız ve tüm enerji alt yapımız halkın ortak malıdır ve kamu yararına işletilmelidir. Ülkemizin kuruluşuyla birlikte kamulaştırmalarla maden ve enerji gibi temel alt yapı alanlarındaki yabancı şirketlerin imtiyazlarına son verildiğini hatırlatarak; Cumhuriyetin 100. yılında TBMM’yi ve tüm milletvekillerini bu tarihsel süreci tersine çevirecek anlaşmalara karşı durmaya ve iki anlaşma formuyla TBMM Genel Kurulu’nun getirilecek olan bu metinleri ve onlara altyapı hazırlamak üzere meclis gündemine gelen teklifleri reddetmeye çağırıyoruz.”

KAYNAK:YUSUF YAVUZ
Bu Yazıyı Paylaşın