Mahkeme Kazanılmış Hakkı İhlâl Ederek Direnme Kararı Veremez

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas : 2025/361
Karar : 2026/10
Tarih : 21.01.2026

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/650 E., 2024/675 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli ve

2023/11523 Esas, 2024/5180 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

A. Ön Sorun

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, Özel Daire bozma kararı sonrasında mahkemece tarafların duruşmaya davet edilerek bozma ilâmına karşı diyeceklerinin sorulması üzerine 18.07.2024 tarihli celsede, davacı idare vekilinin, “Davanın kabulüne karar verilsin”, davalılar vekilinin “Yargıtay bozma ilamına uyulsun, müvekkillerle görüşüp beyanda bulunmak için süre talep ederiz” şeklindeki beyanları ile Özel Daire bozma nedeninin kamu düzenine ilişkin olmadığı hususları birlikte gözetildiğinde ilk derece mahkemesince direnme kararı verilip verilemeyeceği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

B. Gerekçe

Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373. maddesi hükmüne göre; Yargıtayın bozma kararı üzerine mahkeme kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.

Mahkeme kural olarak, Yargıtayın bozma kararına uyup uymamak konusunda tarafların düşünce ve istekleri ile bağlı olmayıp, bu yönden serbest davranmak; uyma ya da direnme kararı vermek yetkisine sahiptir.

Diğer taraftan çekişmeli yargıda bozma nedenlerinin kamu düzenine ilişkin ve dolayısıyla hâkimin kendiliğinden (resen) göz önünde bulundurması gereken sebeplerden olmaması hâlinde taraflar veya vekilleri, bozma kararına uyulmasını istemişlerse, artık mahkeme önceki kararda direnemez. Zira bozmaya uyulması talep edilmekle artık bozma lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak doğmuş olur.

Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Kanun) ve 6100 sayılı Kanun’da “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Türk Hukuk Lûgatında da “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 676).

Bu bağlamda aleyhine verilen bozma kararını benimsemek suretiyle bozma kararına uyulmasını isteyen tarafın bu kabulü, hukuki sonuç doğuracak nitelikte olup, bozma hükümlerinin yerine getirilmesi konusunda, bozma kararı lehine olan taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir.

Böyle bir durumda mahkemenin, bozmayı kabul yönündeki bu irade açıklamasını nazara almadan, kazanılmış hakkı ihlâl ederek direnme kararı vermesi mümkün değildir.

Somut olay ve dosya kapsamına göre; kamu düzenine ilişkin bozma nedenleri bulunmayan eldeki davada, Özel Daire bozma kararı sonrası davacı idare vekili davanın kabulüne karar verilmesini, davalılar vekili ise bozma kararına uyulmasını talep etmiştir.

O hâlde mahkemenin her iki tarafın bozmayı kabul yönünde birleşen bu irade açıklamalarını nazara almadan, direnme kararı vermesi mümkün değildir.

Hâl böyle olunca Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı usulden BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

KAYNAK:CORPUS
Bu Yazıyı Paylaşın