Türkiye’yi etkisi altına alan iklim değişikliği, ülkenin geleneksel olarak en çok yağış alan bölgesi Karadeniz’in hidro-meteorolojik yapısını geri dönülmez biçimde dönüştürüyor. Son bilimsel araştırmalar ve 2025 yılı iklim verileri, serin ve nemli iklimiyle bilinen Batı Karadeniz’in artık mevsimsel kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve ani sellerden oluşan yıkıcı bir döngüyle mücadele ettiğini gözler önüne seriyor.
Ormanların yeni düşmanı: “Mevsimsel kuraklık”
Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor. Kastamonu Üniversitesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, Doç. Dr. Kaan Işınkaralar, Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Hakan Sevik’in yaptıkları değerlendirmelere göre Batı Karadeniz ikliminde beklenen bu dönüşüm, yalnızca çevresel değil ekonomik sonuçlar da doğuracak. Tarımsal verimde düşüş, orman ekosistemlerinde bozulma ve hidroelektrik üretiminde dalgalanma, beklenen etkiler arasında yer alıyor. Ayrıca turizm sezonlarında kaymalar yaşanabilir, kentlerde su yönetimi ve su taşkın kontrolü daha kritik hale gelebilir.
61 yılın en düşük yağış seviyesi
2025 su yılı, Türkiye genelinde son yarım yüzyılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçerken, alansal yağışlar normalin yüzde 27,6 altında kalarak 61 yılın en düşük seviyesine indi. Kuraklığın etkileri Batı Karadeniz’i de derinden sarstı. Uzmanlar, her mevsim yağışlı olması beklenen bölgede yağış düzensizliğine bağlı olarak “mevsimsel kuraklık” başladığını ifade ediyor. Yaşanan bu değişim, orman ekosistemini de etkiliyor; Yedigöller ve çevresinde nemcil bitki türlerinin yavaş yavaş azalarak yerini kurakçıl (kuraklığa dayanıklı) bitki türlerine bıraktığı gözlemleniyor. Yağış verileri üzerinde yapılan akademik analizler de Bartın, Bozkurt, Devrekani ve Sinop gibi istasyonlarda yağışların istatistiksel olarak belirgin bir azalma eğiliminde olduğunu kanıtlıyor.
Ortalama sıcaklıklar iki katına çıkacak
Hazırlanan modelleme çalışmaları, bölgenin iklim kimliğinde yaşanacak köklü kırılmayı haritalandırıyor. Kötümser emisyon senaryolarına göre, 2040 yılından itibaren Batı Karadeniz’de daha önce hiç görülmeyen kurak alanlar ortaya çıkacak. 2100 yılına gelindiğinde ise Batı Karadeniz’in yüzde 41’inin “kurak”, yüzde 57’sinin ise “yarı kurak” karaktere bürüneceği tahmin ediliyor. Günümüzde 8-10°C bandında olan bölge ortalama sıcaklıklarının, yüzyıl sonunda iki katına çıkarak 20-22°C bandına ulaşabileceği öngörülüyor. Bu artışın, Karadeniz ormanlarında daha önce ender rastlanan büyük orman yangını risklerini Akdeniz seviyesine taşıyacağı belirtiliyor.
Yüzeyde sel, yeraltında kuraklık
Karadeniz’de yaşanan iklim değişikliği sadece yağış azlığı ile değil, atmosferik kararsızlıkla da kendisini gösteriyor. Bölgede kuraklık ve sel felaketleri aynı anda yaşanıyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, Türkiye’nin en fazla ısınan denizlerinden olan Karadeniz’deki buharlaşmanın rutubeti artırdığını, bunun da ani ve şiddetli sellere sebep olduğunu vurguluyor. Atmosferin yağışı kısa sürede ve düzensiz şekilde boşaltması yüzeyde yıkıcı taşkınlar yaratırken, toprağa süzülemeyen sular yeraltı su kaynaklarının beslenmesini engelliyor ve uzun vadeli su güvenliğini tehlikeye atıyor.
Fındık ve kestane yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Kuraklık, bölge ekonomisinin ve sosyo-kültürel yapısının omurgası olan tarımsal üretimi temelinden sarsıyor. Özellikle fındık yetiştiriciliği büyük bir baskı altında: Fındığın en çok suya ihtiyaç duyduğu Haziran ve Temmuz aylarındaki kuraklık, boş meyve oranını artırarak verim ve kaliteyi düşürüyor. Üreticiler tarihsel olarak Karadeniz’de hiç ihtiyaç duyulmayan sulama yöntemlerine mecbur kalıyor. İklimin ısınmasıyla birlikte fındık üretiminin 0-250 metre rakımlı sahil kuşağından, 400 metre ve üzeri daha yüksek rakımlara doğru kaymaya başladığı belirtiliyor.
Sıcaklık artışı istilacı türleri ve hastalıkları çekiyor
Artan sıcaklıklar ve kurak geçen dönemler, fındıkta “külleme” hastalığını yaygınlaştırıp kalıcı hale getirirken, Gürcistan üzerinden gelen “kahverengi kokarca” (Halyomorpha halys) gibi yeni istilacı türlerin yayılımını hızlandırıyor.
Kuraklık stresi sadece fındığı değil, kestane ormanlarını da vuruyor. Su stresi nedeniyle zayıflayan kestane ağaçlarına yerleşen “Kestane Gal Arısı”, meyve oluşumunu engelleyerek %80’e varan verim kayıplarına ve hatta ağaç ölümlerine yol açıyor.
Ocak ayındaki yeşil harita yanıltmasın
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2026 Ocak ayı haritasında kış aylarında artan yağışlar ve kar sayesinde ülke genelinde meteorolojik kuraklık alarmı geçici olarak yeşil (risk yok) kategoriye dönse de, uzmanlar bunun yanıltıcı olmaması gerektiğinin altını çiziyor. Bilim insanları; aşırı salınımların iklim krizinin bir parçası olduğunu hatırlatarak, Karadeniz’in geleceği için bütüncül su yönetimine, iklim dostu tarım uygulamalarına ve risklere karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesine acilen geçilmesi çağrısında bulunuyor.

