Kanunda Yer Almayan İstisnaya Yönetmelikle Düzenleme Getirilemez

T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas : 2023/2362
Karar : 2025/156
Tarih : 30.01.2025

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 08/03/2023 tarih ve E:2020/4559, K:2023/972 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 17/07/2020 tarih ve 31188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesi ile 26/02/2016 tarih ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in 5. maddesinin 3. fıkrasında yapılan “Ancak büyükşehir olan yerlerde ilçe belediyelerinin mülkiyetinde ve sınırları içinde bulunan arsa üzerine inşa edilen ve konut sayısı işyeri sayısından fazla olan karma projelerde yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatını verme, değiştirme ve yenileme yetkisi ilçe belediyesine aittir.” şeklindeki değişikliğin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 08/03/2023 tarih ve E:2020/4559, K:2023/972 sayılı kararıyla;

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 1, 3 ve 5. maddelerinde; Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in 2, 3 ve 4. maddelerinde, 5. maddesinin ilk hâlinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak ve Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 1. maddesi ile 26/02/2016 tarih ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in 5. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinin yürürlükten kaldırıldığı ve 5. maddesinin 3. fıkrasına dava konusu cümlenin eklendiği belirtilerek,

İdare hukukunda “yetki”nin, idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade ettiği; idari işlemin en temel unsurunu oluşturan “yetki”nin, yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabileceği, ilke olarak yetkisizliğin kural, yetkili olmanın istisna olduğu; Anayasa’nın 123. maddesi uyarınca kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idarenin, kendi düzenleme yetkisini de yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanmak zorunda olduğu; bu ilkenin, Anayasa’nın 124. maddesinde ifade edildiği; esasen bu hususun, idarenin ikincil düzenleme yetkisinin doğal sonucu olduğu; anılan Anayasa hükmüne göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildiği; bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı; normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu; uyuşmazlık incelendiğinde, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da, büyükşehirlerde, alışveriş merkezlerine yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğunun kural altına alındığı, anılan Kanun dayanak alınarak hazırlanan Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in ilk hâlinde de aynı kurala yer verildiği; ancak dava konusu Yönetmelik değişikliği ile mevcut kural korunmakla birlikte, belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde bu kurala istisna getirildiğinin anlaşıldığı; bu durumda, 6585 sayılı Kanun’da istisnası yer almayan hükme aykırı düzenleme getiren dava konusu Yönetmelik değişikliğinin açıkça hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, 6585 sayılı Kanun’a göre, Bakanlıklarının Kanun’un uygulanmasıyla ilgili tereddütleri gidermeye, ikincil düzenlemeler yapmaya ve her türlü tedbiri almaya görevli ve yetkili olduğu; uygulamada, alışveriş merkezi projeleri ile konut sayısı işyeri sayısından fazla olan projelerin ayrıştırılması hususunda tereddütlerin yaşandığı ve anılan sıkıntıların giderilmesi için dava konusu değişikliğin yapıldığı; değişikliğin amacının, alışveriş merkezleri ile konut vasfı ön planda olan projelerin birbirinden ayırt edilebilmesi olduğu; hem 6585 sayılı Kanun’un ilgili maddesi hem de anılan Yönetmelik’in dava konusu maddesi uyarınca, hâlihazırda, alışveriş merkezine yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatını verme, değiştirme ve yenileme yetkisinin büyükşehir olan yerlerde büyükşehir belediyesine ait olduğu; anılan değişiklik ile davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir mevzuat çatışmasının söz konusu olmadığı, zira, iki mevzuat hükmünün birbirini destekler nitelikte olduğu; dava konusu fıkrada, ilçe belediyesinin ruhsatlandırma yetkisine verilen yerlerin alışveriş merkezi projeleri değil konut projeleri olarak öne çıktığı; birden fazla fonksiyonu bir arada bulunduran karma projelerin ruhsat işlemleri konusunda uygulamada karşılaşılan sorunların ortadan kaldırmanın amaçlandığı; aynı proje kapsamında alışveriş merkezi özelliğinden ziyade konut özelliğinin daha belirgin olmasına rağmen yani mevzuatta belirtilen nitelikleri taşımasına rağmen alışveriş merkezi projesi olmayan yapıların bahse konu mevzuata tabi olmasının, mevzuatla belirlenen amaçlara hizmet etmeyeceği; idarelerine verilen yetki çerçevesinde hareket edildiği; mahalli müşterek ihtiyaçların tespiti ve kamu hizmetlerinin bu ihtiyaçlar doğrultusunda etkin ve verimli bir biçimde yürütülmesinin sağlanması adına ilçe belediyesi sınırlarında ilçe belediyelerinin yetkilendirilmesinin olağan olduğu; bu kapsamda yapılacak idari düzenlemelerin iş bölümüne ilişkin düzenlemeler olduğu ve kanunen yetkili olmayan bir makama yönetmelikle yetki verilmesi anlamına gelmediği; zira, 5216 sayılı Kanun’a göre ilçe belediyesi sınırları içerisinde mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması noktasında hem ilçe hem büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğu; 6585 sayılı dayanak Kanun’da herhangi bir belediyenin kanun koyucu tarafından münhasıran yetkilendirilmesinin de söz konusu olmadığı; böyle bir yetkilendirme için yalnızca/sadece/münhasıran gibi net ve tartışmaya mahal vermeyen ifadelerle büyükşehir belediyesinin özel olarak yetkilendirilmesi gerektiği; burada kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sürdürülebilmesi adına yetkilerin yarıştığı; bu durumda ise Anayasa’ya, Kanun’a ve hukuka uygun bir biçimde Bakanlıkların kendi görev alanlarında düzenleme yapma yetkileri bulunduğu; bahse konu düzenlemenin de birden fazla fonksiyonu bir arada bulunduran karma projelerin ruhsat işlemleri konusunda uygulamada karşılaşılan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığı; şu halde, Yönetmelik değişikliği ile ilçe belediyelerine yetki tanınmasına dair düzenleyici işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ERDEM ERSÖZ’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;

“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 08/03/2023 tarih ve E:2020/4559, K:2023/972 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 30/01/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

KAYNAK:CORPUS
Bu Yazıyı Paylaşın