altinoz.com.tr

Şüpheye Yer Vermeyecek Şekilde Tespit Edildikten Sonra Muvazaa Hususu Değerlendirilmelidir

T.C.
YARGITAY
Yedinci Hukuk Dairesi

Esas No : 2015/46125
Karar No : 2016/3090
Tarih : 15.02.2016
KAVRAM:
  • İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI
  • DAVACININ HANGİ İŞVERENLERE BAĞLI OLARAK ÇALIŞTIRILDIĞI
  • BAŞKA BİR İŞTE ÇALIŞTIRILIP ÇALIŞTIRILMADIĞI
  • ŞÜPHEYE YER VERMEYECEK ŞEKİLDE TESPİT EDİLDİKTEN SONRA MUVAZAA HUSUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ
  • HÜKMÜN BOZULMASI

İÇTİHAT METNİ

DAVA ve KARAR :

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay?ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2- Davacı, davalıya ait iş yerinde çalıştığını, muvazaalı olarak TPAO’ya ait üretim sahalarında müteahhit firma elemanı olarak gösterildiğini, aynı işi yapan kadrolu çalışanlar ile arasında ücret farkı bulunduğunu, bu durumun kapsam içi personel yönetmeliğine aykırı olduğunu, ücrete dayalı tüm işçilik alacaklarının da noksan ödendiğini beyanla davacının işyerinde uygulanmakta olan Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca yeni yevmiyesinin belirlenerek geriye doğru 5 yıllık işçilik alacaklarının ödenmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin eksik ödenen ücret ve diğer işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı, davacının kendi personeli olmadığını, davacının sendikaya üye olmadığını, taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür.

Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.

Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanununun 2’nci maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde ?işletmenin ve işin gereği? ile ?teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler? ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Yasanın 2’nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında ?işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler? sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11’inci maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için ?işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi? şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.

İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.

Somut olayda davacının saha işçisi olarak çalıştığı ve mahkemece, mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılmaksızın sonuca gidildiği, yapılan araştırmanın davalı ve dava dışı şirket arasındaki ilişkinin tespiti yönünde yeterli olmadığı açıktır.

Öncelikle davacının hangi işverenlere bağlı olarak çalıştırıldığı, alt işverenlerin sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için bağımsız organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip bulunup bulunmadığı, işçi temini niteliğinde ihale yapılıp yapılmadığı, aynı işte asıl işveren işçilerinin çalışıp çalışmadığı, Alt İşveren Yönetmeliğine aykırı şekilde ihale verilip verilmediği, davacının hangi tarihli ihale ile hangi işverene bağlı çalıştırıldığı, ilgili hizmet alım sözleşmesinde gösterilen iş dışında başka bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı şüpheye yer vermeyecek, çelişkileri giderecek ve denetime elverişli şekilde tespit edildikten sonra muvazaa hususu değerlendirilerek karar verilmelidir.

Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde ilave tediye alacağının kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.

3-Ayrıca davacı 05.01.2015 tarihinde sendikaya üye olmuştur. Dosyada davalı işverene sendika üyeliğinin 12.01.2015 tarihinde bildirildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak sendikal haklardan işçiler ancak üyeliklerinin bildirildiği tarihten itibaren faydalanabilirler.

Davacı ister muvazaalı çalıştırılsın isterse sonradan kadroya alınsın Kök Ücret Yönergesi 1.maddesine göre ancak sendikalı olması halinde bu hükümlerden yararlanabileceği, kaldı ki Kök Ücret Yönetmeliği olmasa dahi yine sendikalı olmadan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanma imkanının bulunmadığı Mahkemece değerlendirilmemiştir.

Mahkemece bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığından eksik inceleme ile verilen karar hatalıdır. Yapılacak iş; yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma yapılarak denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar vermektir.

Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ :

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 15.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.