Sonuç Taahhüdü Varsa Estetik Ameliyat Yapılan Uzvun İstenen Şekle Kavuşturulması Gerekir

T.C.
YARGITAY
ALTINCI HUKUK DAİRESİ

Esas : 2024/370
Karar : 2025/514
Tarih : 13.02.2025

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1150 E., 2023/1053 K.

DAVALILAR : 1-… vekili Avukat … 2- … Tıp Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili Avukat …

İHBAR OLUNAN : … vekili Avukat …

İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2019/468 E., 2021/176 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin göğüslerine estetik ameliyat yapılması için davalı hastane çalışanı davalı doktorla yaptığı görüşme sonrasında göğüslerinde istediği görünümün sağlanacağına dair ikna edici konuşmalar nedeniyle estetik ameliyat olmaya karar verdiğini, ancak ameliyattan sonra istenilen görünümün sağlanmadığını, göğüslerinin birini büyük birinin küçük olduğunu, toparlanma sağlanamadığını, daha sarkık durduğunu, müvekkilinin devamlı ağrı sızı çektiğini, 2 ay boyunca davalıya yaptığı başvurular ve kontroller neticesinde müvekkilinin durumunda bir değişiklik olmaması nedeniyle Denizli Devlet Hastanesinde tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığını, davalı doktorun vaat ettiği görünümün gerçekleşmediğini, ameliyat sonrası göğüslerinin aldığı hal nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, ağır acı ve ağrılara maruz kaldığını, nişanlılık döneminde olup nişanının bozulduğunu, belirtilen nedenlerle müvekkilinin maddi ve manevi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı …Tıp Merkezi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davalı hastaneye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, söz konusu olayda müvekkil hastanenin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının tedavi yöntemlerini seçme uygulama konusunda aydınlatıldığını ve onamının alındığını, her türlü risk hakkında uyarıldığını, davacıya sigara içmemesi ve kontrollerine düzenli bir şekilde gitmesi gerektiği konusunda davalı hekim tarafından sürekli uyarılarda bulunulduğunu, müvekkili hastanenin TBK’nın 66. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir durumun da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının meme büyütme ve dikleştirme işlemi nedeniyle müvekkiline geldiğini, davacıya uygulanacak tedavi yöntemleri ile ilgili olarak gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, davacıya operasyonun yapıldığını ve herhangi bir komplikasyon olmadan taburcu edildiğini, ameliyattan sonra geldiği kontrollerde ameliyat yerinde yara açılması olduğunun görüldüğünü, davacıya pansuman yapılması gerektiği ve sigara içmeyi bırakması yönünde uyarıldığını, aksi halde 2. operasyonun gerekebileceğinin söylendiğini, sonrasında davacının kontrollere çağrılmasına rağmen gelmediğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, ameliyattan sonra meme asimetrisi oluşabileceğinin davacıya söylendiğini ve onamının alındığını, oluşan yaraların 1 ay içinde iyileşmesinin beklendiğini olmadığı taktirde 2. ameliyatın yapılması gerektiğini, ancak davacının müvekkiline uğramadığını, sonraki süreçten müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, asimetri operasyonu için de 1 yıl beklenmesi gerektiğini, bunun da ücretsiz kurumlarında yapılacağının davacıya söylendiğini, 2. ayda tekrar operasyon yapılmasının doğru olmadığını, zarar oluşmuş ise de bu nedenle oluşmuş olabileceğini ve müvekkilinin bundan sorumlu olmadığını, davacının sigara içmediği konusunda yalan söylediğini, kontrollere geldiğinde sigara içtiğinin görüldüğünü, sırf bu durumun bile yaraların iyileşmesine engel olabileceğini, bu nedenle davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının operasyon öncesi aydınlatılmış onam formu ile bilgilendirildiği, onam formunda karşılaşılabilecek olası durumların, komplikasyonların ayrıntılı olarak belirtildiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, hastanın ATK’da yapılan muayenesinde belirgin bir deformite, asimetri izlenmediği, bu nedenle ek girişim ve incelemenin gerekmediği, hastada her operasyon sonrası meydana gelebilecek yara açılması, asimetri gibi bir durum meydana geldiği, sonrasında hastanın hekim takibinden çıktığı, başka bir merkezde başka bir hekime tekrar ameliyat olduğu, kaldı ki en son ATK raporunda göğüsler arasında asimetri yada belirgin bir deformite izlenmediği de anlaşılarak, söz konusu bilirkişi tespitlerinde ek bir girişimin gerekli olmadığının da ifade edilmesi suretiyle, davalı hekimin operasyonda kusuru olmadığının anlaşıldığı, dava konusu tedavi ve davalı hastane hizmetinden kaynaklı davalıların kusurlu eylemlerin söz konusu olmadığından davacının mevcut davaya konu maddi manevi tazminat taleplerinin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek karar verilmiş olmakla birlikte müvekkilinin göğüslerinde asimetri görülmemesinin nedeninin sonrasında başka bir hekimde asimetri sorununun giderilmesi için tekrar ameliyat olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin şu anki durumuna göre değil davalı hekimin yaptığı operasyondan sonraki duruma göre değerlendirme yapılması gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre davalı hekimin eser sözleşmesi uyarınca taahhüt ettiği eseri meydana getirmesi gerektiğini, ancak ameliyat sonrası müvekkilinin yaralarının açıldığını, çok fazla acılar çektiğini ve neticede göğüsleri arasında bariz bir asimetri olduğunu, davacının müvekkilinin tüm sorunlarına normal diyerek geri gönderdiğini, davalı tarafından yapılan operasyon sonrasında müvekkilinin başka bir merkezde ameliyat ve tedavi olarak şu anki durumuna kavuştuğunu, davalıya güveni sarsılan müvekkilinin 2. ameliyatı da davalıda yaptırmasının beklenemeyeceğini, hekimin taahhüdünü yerine getirmemiş olması nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Taraflar arasında 6098 sayılı TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalede bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK’nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir.

Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK’nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır.

Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.

Davacı estetik amaçlı olarak davalı doktor ve hastaneye başvurmuş olduğuna göre estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.

Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa Biyotıp Sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin “Meslek Kurallarına Uyma” başlıklı 4. maddesinde, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alınan raporlar neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, davacıya göğüs estetiği ameliyatı yapılmış olup, göğüslerinin istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Adli Tıp Kurumundan alınan ve davalı doktor ve hastaneye kusur izafe etmeyen rapor, davacının Denizli Devlet Hastanesi’nde 2. kez estetik ameliyat yaptırdıktan sonraki durumu gözetilerek verilen rapor olduğu için davacının davalı tarafa yaptırdığı ve eser mahiyetinde olan estetik ameliyatın neticesi değildir. Davacının 2. kez ameliyat olduğu da dikkate alındığında davalı tarafın netice odaklı edimini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı göğüslerine estetik ameliyatı yapılması sonucu istenilen görünümün elde edilemediğini bu nedenle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Davalılar savunmasında davacının ameliyat öncesi ve sonrası aydınlatıldığını, onama formalarının alındığını ameliyat sonrası kontrollerine düzenli şekilde gelinmesi gerektiği bildirilmesine rağmen ameliyat sonrası kontrole gelmediğini kendilerine atfedilecek kusur bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.

Davacı, ameliyat sonrası istediği sonucu elde edememiş ise de davacının bu hususta yeterli aydınlatıldığı, yazılı onama formalarının alındığı davacıya yapılan uyarılara rağmen ameliyat sonrası kontrollere gitmediği, davacıda gelişebilecek komplikasyonlara karşı yeterli uyarılar yapılmasına rağmen gerektiği gibi davranmadığı, sigara içmeye devam ettiği, kontrollere gitmediği, aldırılan bilirkişi raporları ve ATK raporuna göre davalılara atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığının belirtilmesine göre usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

KAYNAK:CORPUS
Bu Yazıyı Paylaşın