Sağlık Kuruluşlarında Verilen Hizmetin Kusurlu Olması Halinde Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Kabulü Gerekir

T.C.
DANIŞTAY
Onbeşinci Dairesi

Esas No : 2013/4355
Karar No : 2016/5153
Tarih : 02.11.2016

İÇTİHAT METNİ

DAVA :

Hüküm veren Danıştay 15.Dairesi’nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR :

Dava; davacılardan …’ın eşi, …’nın annesi, …’ın kızı, …ve …’ın kardeşi müteveffa …’ın …Pazar günü bel ağrısı şikayetiyle …Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurduğu, kendisine ertesi gün ortopedi servisine başvurmasının tavsiye edilerek evine gönderildiği, müteveffanın ertesi gün ….Eğitim Araştırma Hastanesi ortopedi polikliniğinde muayene olduğu ve 10 adet ağrı kesici iğne, 1 kutu ağrı kesici hap, ve 1 adet merhemin reçete edildiği, iğnelerin evine yakınlığı nedeniyle salı gününden itibaren günde 1 adet olmak üzere 4 gün boyunca …Sağlık Ocağı’nda vurulduğu, ancak Cumartesi günü şiddetli ağrı nedeniyle tekrar …Devlet Hastanesi Acil Servisine gittiği, ağrı kesici iğne yapıldığı ve sağlık ocağında yapılan iğnenin apse yaptığının belirtilerek ılık suyla pansuman yapılmasının tavsiye edildiği ve durumun düzeleceğinin belirtildiği, eşi tarafından müteveffaya tarife uygun olarak ılık suyla masajlar yapılmasına rağmen Pazar günü müteveffanın ağrılarının yine arttığı ve yine …Devlet Hastanesi acil servisine başvurdukları, burada herhangi bir tetkik ve muayene yapılmadan, hiçbir ilaç verilmeden ertesi gün fizik tedaviye başvurmasının söylendiği, Pazartesi günü Devlet Hastanesi fizik tedavi merkezine başvurdukları, yine hiç bir tetkik ve tahlil yapılmadan …de verilen ağrı kesici ilaçların değiştirilmekle yetinildiği, ağrıların devam etmesi ve artması üzerine Salı günü Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine müracaat ettikleri, burada da hiçbir muayene ve tetkik yapılmadığı ve daha önce yapılan iğnenin apse yaptığının, sıcak suyla masaj yapınca gececiğinin söylendiği, herhangi bir ilaç da verilmediği, müteveffaya masaj yapılmaya devam edildiği ancak Çarşamba günü ağrıların dayanılmaz hal aldığı ve Devlet Hastanesi’ne başvurdukları ve ertesi gün beyin cerrahi bölümüne gelmesi, tomografi çekilerek ameliyata alınabileceğinin söylendiği, ancak çarşambayı perşembeye bağlayan gece saat … sularında müteveffanın fenalaştığı ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldığı, burada serum takıldığı ve sabah beyin cerrahının kendisini göreceğinin, beklemesi gerektiğinin söylendiği fakat …’ın …günü sabaha karşı saat …’da fenalaştığı, yoğun bakıma alındığı ve saat …’de vefat ettiği, müteveffaya …Sağlık Ocağı’nda hatalı enjeksiyon uygulanmasıyla başlayan olaylar zincirinde, hatalı enjeksiyon yapıldığının daha sonra gidilen sağlık kuruluşlarında anlaşılmasına ve müteveffanın ağır sancılarla defalarca bu kuruluşlara müracaat etmesine rağmen gerekli tetkiklerin yapılmamasında ve tedavisinin ihmal edilmesinde, ayrıca en son fenalaşarak kaldırıldığı …Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktor bulunmaması nedeniyle saatlerce o halde bekletilmesinde, nihayetinde her defasında ilgisizlikle karşılanmaları sonucu …’ın ölümünde davalı Sağlık Bakanlığı’nın hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla her bir davacı için dava dilekçesinde ayrı ayrı belirtilen tutarlarda ve davacılardan eş , çocuk için maddi ve manevi, diğer davacılar anne ,kardeşler için ise manevi olmak üzere toplam 21.000,00TL maddi, 160.000,00TL manevi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle açılmıştır.

…İdare Mahkemesi tarafından görülen davada, davacılardan …’ın maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye başvuruda bulunmadığı belirtilerek, bu davacı yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-e ve 14/3-b maddeleri uyarınca dava dilekçesinin bir örneğinin Sağlık Bakanlığına tevdiine, diğer davacılar bakımından ise davanın reddine karar verildiği; kararda, davacıların murisinin çekyat kaldırması sonucu başlayan bel ağrısı şikayetine yönelik gerekli tedaviye başlandığı, 5. iğneden sonra sol kalçadan (bacağından) ağrının başladığı, müracaat ettiği hastanelerde sol bacak ve kalçada herhangi bir makroskobik patoloji saptanmaması üzerine Fizik Tedavi ve Beyin Cerrahi Poliklinik muayenesi önerildiği, ölmeden iki gün önce müracaat ettiği hastanede de sol bacakta herhangi bir pataloji saptanmadığı, vefatın sebebinin enjeksiyona bağlı olarak gelişen apse olduğu ve apsenin enjeksiyonun komplikasyonlarından olduğu, bu nedenle idareye yüklenecek bir kusur bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesine dayanıldığı görülmektedir.

Davacılar, anılan idare mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını ileri sürerek temyizen incelenip bozulmasını talep etmektedirler.

İdare Mahkemesinin davacılardan …yönünden verdiği merciine tevdi kararının incelenmesinde; dava konusu olayda, … dışında diğer tüm davacılar …tarihli dilekçeyle davalı Sağlık Bakanlığı’na maddi ve manevi tazminat talebiyle idari başvuruda bulunmuş, davalı bakanlık … tarihinde başvuruyu reddetmiş, ardından diğer davacılarla birlikte …tarihli dilekçeyle görülmekte olan davayı açmıştır. Davacı … idari başvuruda bulunmamış, ancak aynı olay nedeniyle kendisi gibi müteveffanın kardeşleri olan …ise idari başvuruda bulunmuşlardır.

Dava dilekçesinde görüldüğü üzere …’ın talep ettiği tazminat değeri ve niteliği, diğer kardeşlerin idari başvuruda talep ettikleri tazminat değeri ve niteliği ile aynıdır ve belirtildiği üzere davalı idare kardeşlerin yaptığı başvuruyu diğer başvurucuların talepleri ile birlikte reddetmiştir. Dava konusu olayda idari başvuruda bulunanlar ile başvuruda bulunmayan …’ın tazminini talep ettiği olay tek ve aynıdır. İdare, başvurucuların talebini reddetmekle bu olaya yönelik tazminat talepleri konusundaki iradesini ortaya koymuş, açılan dava sırasında dava dilekçesine karşı verdiği savunmasında da aynı iradi tutumunu devam ettirmiştir. Bu halde davacıların tümü için aynı olan zararı doğuran olaya yönelik idari irade ve sulh olunmayacağına yönelik davalı tutumu ortaya konmuşken hukuken bir fayda sağlamayacağı belli olan merciine tevdi kararında isabet görülmemiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacıların yakını …’ın Pazar günü çekyat kaldırması sonucu belinde oluşan ağrı şikayetiyle başlayan sürecin, Perşembe günü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat etmesiyle sona erdiği görülmektedir. Dava konusu olayda, müteveffa …’ın Pazar günü, çekyat kaldırması sonucu belinde oluşan ağrı şikayetiyle Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, bu tarihte kendisine herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, günü ortopedi servisine gitmesinin söylendiği; bunun üzerine müteveffanın Pazartesi günü Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi polikliniğine başvuruda bulunduğu, müteveffaya başka ilaçlarla birlikte iğne reçete edildiği; yakınlarının ifadesine göre müteveffanın, iğnelerini Salı gününden itibaren günde 1 tane olmak üzere, evine yakın olduğu için Sağlık Ocağı’nda vurulmaya başladığı; dördüncü iğneden sonra sol bacağında ağrı olduğu, bu iğneyle ilgili olarak yakındığı, dosyada bulunan anne …’ın …tarihli …Merkez Karakolu’nda alınan ifadesinde : …’nın eve döndüğünde, üçüncü veya dördüncü iğnesini yapan hemşireden serzenişte bulunduğu, hemşireyi beğenmediğini, esmer bir hemşirenin yüzüne bile bakmadığını, iğneyi yaparken sanki canının çıktığını söylediğini’ belirttiği; müteveffanın bu iğneden sonra ağrıları arttığı için Pazar günü Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu, muayenesinin ardından sol bacakta hassasiyet fark edildiği, bu hususun muayene formuna not düşüldüğü ve sol bacakta var olan hassasiyet nedeniyle sağ bacaktan iğnesinin vurulduğu ve pazartesi günü fizik tedaviye gitmesi konusunda yönlendirildiği; müteveffanın günü Devlet Hastanesi’nde fizik tedaviye gittiği, yakınlarının ifadesine göre ilaçları değiştirilmekle yetinilerek gönderildiği, o gün müteveffayı muayene eden doktora ait dosyada bulunan ifadede de polikliniklerine başvuran her hastaya branşları itibari ile tetkik yapılmasının söz konusu olmadığı, fizik muayene ile tanı konulmakta olduğu ve tedavinin düzenlendiği, şüphede kalınan bir durumda ancak hastadan tetkik istendiğinin belirtildiği görülmektedir.

Müteveffanın, ağrıları artarak devam ettiğinden, …günü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurduğu, burada kendisine iğnenin apse yaptığı, ılık suyla masaj yapınca geçeceğinin söylendiği, merhumun eşinin dosyada bulunan ifadesinde ısrarla merhumun ağrıdan duramadığını belirttiklerini buna rağmen hiç bir tetkik yapılmadığını ve bu ağrının üç dört gün süreceğinin ve geçeceğinin söylendiğini belirttiği, ilgili güne ait muayene formunda da merhumun önerilerle çıkışının yapıldığının yer aldığı; bundan sonra merhumun Çarşamba günü saat …de ağrıları nedeniyle Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurduğu, burada kendisini muayene eden beyin cerrahi uzmanı tarafından sabah polikliniğe gelmesi ve bel fıtığı nedeniyle ameliyat gerekebileceğinin söylendiği, fakat …’yi …’ye bağlayan aynı gece merhumun evinde fenalaştığı ve yakınları tarafından …Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü; dosyada bulunan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ait kayıtlardan anlaşıldığı üzere saat …sıralarında müteveffanın hastaneye girişinin gerçekleştiği ve tutulan hasta muayene formunda sol alt ekstremitede çapı artmış renk değişikliğinin mevcut olduğunun yer aldığı, tahlil için kan örneklerinin alındığı, serum verildiği, izlemde solunum sonra kardiak arrest geliştiği, resusitasyona alındığı, kısa süreli nabız oluştuğu fakat tekrar kardiak arrest gelişmesi üzerine yapılan müdahalelere yanıt vermeyen hastanın sabah saat …’de vefat ettiği anlaşılmaktadır.

… günü yapılan ölü muayenesinde, müteveffanın sol gluteal bölgesinde, sol uyluk ve bacağında şişlik, siyanoz ve yer yer büller olduğunun tespit edildiği; …günü yapılan otopsiye ait Adli Tıp Kurumu …Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen otopsi raporunda ise, sol bacak kalınlığının … cm., sağ bacak kalınlığının …. cm. olarak ölçüldüğünün belirtildiği, raporun sonuç kısmında da akciğerlerde akut alveoler şişme ve intra-alveoler ödem alanlarının saptandığının, sol uyluk ve gluteal bölge yumuşak dokularında E. Coli S. Pyogenes ve K. Pneumoniae gibi patogen mikroorganizmaların tespit edildiğinin yer aldığı; …tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı …. İhtisas Kurulu raporunda kişinin ölümünün enjeksiyon sonrası oluşan yumuşak doku enfeksiyonu ve gelişen komplikasyonlardan ileri gelmiş olduğunun belirtildiği; …tarihli Adli Tıp Kurumu …İhtisas Kurulu raporunun sonuç kısmında da özetle, müracaat edilen hastanelerde sol bacak veya kalçada herhangi bir makroskobik patoloji saptanmadığından hastanelere yüklenecek kusur bulunmadığı, enjeksiyona bağlı gelişen apsenin enjeksiyonun komplikasyonlarından olduğunun mütalaa edildiği görülmektedir.

…günü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde müteveffayı muayene eden doktorlardan Dr…’ın dosyada bulunan ifadesinde: ‘Hastaya kalçasında oluşan morluğun yeni mi oluştuğunu yoksa daha önceden var olup olmadığını sorduğunu, hastanın daha önceden de enjeksiyonlara gittiğinde kalçasında şişlik ve morluğun var olduğunu söylediğini, tetkik yapıp yapmadıklarını sorduğunu, merhumun da enjeksiyon yapıp gönderiyorlardı doktor bey dediğini’ belirttiği; müteveffanın eşi …’ın da ifadesinde, dördüncü iğneden sonra kızarıklığı, bir kaç gün içinde de sol bacakta şişmeyi fark ettiklerini beyan ettiği görülmektedir. Olay nedeniyle başlatılan idari soruşturma kapsamında görüşüne başvurulan …. Uzmanı Dr. …’ın ölüm nedenini, hastanın bel ağrısı nedeniyle kullandığı kas içi ilaçların sol kalçada meydana getirdiği nekroz, buna bağlı gelişen enfeksiyon ve sepsis olarak düşündüğünü beyan ettiği; aynı kapsamda görüşüne başvurulan …Uzmanı Dr. …’un da bu görüşe katıldığı ve hastanın tedavi süresince başvurduğu servislerde bazı kan tahlillerinin yapılmasında fayda olabileceğini, enfeksiyon bulgularının yapılan kan tahlili neticesinde daha erken ortaya çıkabileceğini düşündüğünü beyanına eklediği; …Uzmanı Op. Dr. …’ün ise …tarihli inceleme raporunda yer alan görüşünde, yapmış olduğu araştırmalar neticesi bu tür bir enfeksiyonun daha önceden bulgu verdiğini tespit ettiğini, hastanın ölüm anındaki yapılan kan tahlillerinin çok bozuk olması nedeniyle daha önceden yapılacak bazı tetkik ve tahlillerin böyle bir vahim olayın gerçekleşmesini önleyeceği kanaatinin hasıl olduğunu, hastanın son acil servise başvurduğundaki muayene bulgularının da çok kısa bir sürede gelişmediğinin düşünüldüğünü, yine … Hastanesi Acil Servisine başvurduklarında hastanın kan tahlillerinin çok bozuk olmasının genel durumunun da iyi olmayacağını düşündürdüğünü, bu yüzden hastanın acilde izleme alınmayıp daha acil davranılması ve yatış işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatinin hasıl olduğunu belirttiği görülmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde bilirkişi konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde de; “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” kuralı yer almıştır.

Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek derecede açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesi uyarınca, hakimin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verme zorunluluğu bulunmadığından, sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasına engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır. Aksi düşünce bilirkişinin aynı zamanda davanın hakimi rolünü üstlenmesi anlamına gelir. Bilirkişi olayın özel bilgiyi gerektiren teknik kısmıyla ilgili görüşünü açıklayıp mahkemeye yardımcı olurken, mahkeme de bilirkişi görüşü de dahil tüm delilleri serbestçe vicdani kanaatine göre takdir edecek, idari işleyişte kusur olup olmadığı hususunda yasal düzenlemeler, hukukun genel ilkeleri ve evrensel hukuk normları bağlamında sonuca ulaşacaktır.

Bu bağlamda dava konusu olay incelendiğinde her ne kadar Adli Tıp Kurumu …. İhtisas Kurulu ölümün nedeninin apse olduğunu, apsenin de iğnenin komplikasyonlarından olduğunu, idareye kusur atfedilemeyeceğini mütalaa etmiş ise de, müteveffanın iğne ağrısı şikayetiyle yukarıda ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere defalarca davalı bakanlığa bağlı sağlık kurumlarına müracaatta bulunduğu fakat müteveffanın şikayetine yönelik etkin tetkik ve tedavinin başlatıldığı veyahut yapıldığı yönünde herhangi bir bilgi, belge veya emarenin dosyada yer almaması karşısında yukarıda bahsi geçen ifadeler, ölü muayene tutanağı, otopsi raporu, bilgisine başvurulan uzman doktor görüşleri ve müteveffaya ait hasta dosyası bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacıların yakını …’ın bel ağrısı şikayetiyle başlayıp vefatıyla sonuçlanan süreçte davalı bakanlığa bağlı sağlık kuruluşlarında sunulan hizmetin kusurlu olduğu açık olduğundan, davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında bir karara varılması gerekirken aksi kanaatle davanın reddine yönelik verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamıştır.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesi’nin …tarih ve …sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Yazıyı Paylaşın