
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
Esas : 2025/548
Karar : 2025/808
Tarih : 16.05.2025
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14.01.2025
NUMARASI : 2024/304 D.İş 2024/304 K.
TALEP KONUSU : İhtiyati Hacze İtiraz
TALEP TARİHİ : 24.12.2024
KARAR TARİHİ : 16.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.05.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.01.2025 tarih 2024/304 D.İş 2024/304 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye … tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati haciz isteyen … vekili, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2024 tarihli 2022/683 Esas ve 2024/1018 Karar nolu ilamı uyarınca davalının müvekkiline 211.371,59 TL maddi tazminat, 33.819,45 TL vekalet ücreti, 801,61 TL harç, 6.667,20 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 252.659,85 TL borcu bulunduğunu, alacağın somut hesaplamaya dayalı ve likit durumda olduğunu iddia ederek, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki ve bankalardaki hak ve alacaklarına haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince 19.12.2024 tarihli karar ve 20.12.2024 tarihli ek karar ile, ihtiyati haciz talep edenin talebi açısından yaklaşık ispat koşulunu sağlar delillerini sunduğu gerekçesiyle, ihtiyati haciz talep eden vekilinin talebinin kabulüne, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2024 karar tarihli 2022/683 Esas ve 2024/1018 karar nolu ilamı uyarınca 211.371,59 TL maddi tazminat, 33.819,45 TL vekalet ücreti, 801,61 TL harç, 6.667,20 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 252.659,85 TL borca yetecek tutara kadar taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine, alacağın ilama dayalı olması nedeniyle İİK’nın 259/2 maddesi uyarınca teminat alınmaksızın ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili, karşı tarafın icra yoluna başvurarak alacağını kolaylıkla elde edebileceğini, kaldı ki ihtiyati haciz kararı sonrası icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin 18.10.2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun denetimi altında bulunduğundan hükmedilen tazminatı ödeme bakımından mevcudunu eksiltme veya mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığını, buna rağmen davacı tarafın icra yoluna gitmek yerine ihtiyati haciz talebinde bulunmasının, bu talebin müvekkili şirkete zarar vermek saikiyle yapılmış kötü niyetli bir talep olduğunu gösterdiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/3412 Esas 2019/4897 Karar sayılı ilamında davalı sigorta şirketinin devlet denetimine tabi Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir sigorta şirketi olduğu, devlet denetiminden ötürü sigorta şirketinin taahhütlerinden kurtulmak amacı ile hileli işlemlerde bulunma kastının olamayacağı kabul edilerek, sigorta şirketi aleyhine ihtiyati haciz kabul kararı verilemeyeceğinin kabul edildiğini belirterek ihtiyati hacze itiraz etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde 23.01.2025 tarihli ek karar ile, yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde alacağın muaccel olduğu, rehinle temin edildiğine dair dosyada bir delilin toplanmadığı, İİK’nun 257/1. maddesinde düzenlenen muaccel alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulların oluştuğu gerekçesiyle ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati hacze itiraz eden vekili, karşı tarafın icra yoluna başvurarak alacağını kolaylıkla elde edebileceğini, kaldı ki ihtiyati haciz kararı sonrası icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin 18.10.2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun denetimi altında bulunduğundan hükmedilen tazminatı ödeme bakımından mevcudunu eksiltme veya mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığını, buna rağmen davacı tarafın icra yoluna gitmek yerine ihtiyati haciz talebinde bulunmasının, bu talebin müvekkili şirkete zarar vermek saikiyle yapılmış kötü niyetli bir talep olduğunu gösterdiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/3412 Esas 2019/4897 Karar sayılı ilamında davalı sigorta şirketinin devlet denetimine tabi Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir sigorta şirketi olduğu, devlet denetiminden ötürü sigorta şirketinin taahhütlerinden kurtulmak amacı ile hileli işlemlerde bulunma kastının olamayacağı kabul edilerek, sigorta şirketi aleyhine ihtiyati haciz kabul kararı verilemeyeceğinin kabul edildiğini belirterek ihtiyati hacze itiraz etmiştir.
GEREKÇE : Talep, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen sigorta şirketi aleyhine sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri istemiyle açılan davada hükmedilen maddi tazminat yönünden borçlu sigorta şirketi aleyhine ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati haciz koşullarını düzenleyen İcra İflas Kanunu’nun 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 258. maddesi uyarınca alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.
İhtiyati haciz istemine dayanak ilâm para alacağına ilişkin olup, icrası için hükmün kesinleşmesine gerek bulunmadığı gibi, İİK’nın 259/2 madde ve fıkrasında ilama dayalı ihtiyati haciz taleplerinde teminat dahi aranmayacağı belirtilerek işbu alacaklar için de ihtiyati haciz talep edilebileceği açıkça yasada düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketinin Devlet denetimine tabi ve Türkiye genelinde faaliyet gösteren sigorta şirketi olması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme, kaçırma ve hileli işlemlerde devlet denetiminden ötürü bulunma ihtimalinin olmaması nedeniyle davalının ihtiyati haciz kararına itirazının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. (Yargıtay 17 HD 17.04.2019 tarihli 2016/3412 E. 2019/4897 K. Sayılı ilamı)
Bu durumda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İhtiyati hacze itiraz eden … Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2024 ve 20.12.2024 tarihli 2024/304 D.İş sayılı ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair asıl ve ek kararının ve 14.01.2025 tarihli, ihtiyati hacze itirazın reddine dair kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
İhtiyati haciz talep eden …’nin ihtiyati haciz isteminin REDDİNE,
İhtiyati hacze itiraz eden … Sigorta A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati hacze itiraz eden … Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 1.683,10-TL istinaf başvuru harcından oluşan istinaf yargılama giderinin ihtiyati haciz talep eden …’den alınarak, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen … Sigorta A.Ş.’ye verilmesine,
İhtiyati haciz talep eden … tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16.05.2025

