altinoz.com.tr

Sanayide Teşvik Yatırım ve Teknolojiye Akmıyor

Türkiye’de teknoloji yoğunluklu sanayi üretiminin payı düşüyor. Tarihin en büyük teşviklerine rağmen ‘yenilikçi girişimci’ olmadığı için bu tablonun ortaya çıktığını belirten İSO Başkan Yardımcısı Adnan Dalgakıran, “Girişimci nargile kafe açmak istiyorsa gerçeklerle yüzleşmeliyiz” dedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO), “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’nın 2016 yılı sonuçlarını bugün açıkladı. İkinci 500’ün teknoloji yoğunluklarına göre yarattıkları katma değer verilerine bakıldığında yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı 2015 yılında yüzde 6,6 iken 2016’da bu oran yüzde 4,3’e düştü. Orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise 2015 yılında yüzde 24,1 iken geçtiğimiz yıl yüzde 21,1’e geriledi.

Orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 3,4 puan artışla yüzde 30,3’a yükselirken, 2016 yılında yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payı ise yüzde 44,2 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin aldığı görülüdü. Teknoloji ağırlıklı yaratılan katma değerde düşüş yaşanmış olsa da Ar-Ge harcamaları geçtiğimiz yıl yükseldi. İSO İkinci 500’ün AR-GE harcamaları 2015’te 283,6 milyon TL iken, 2016’da yüzde 2,2 artışla 290 milyon TL’ye ulaştı. AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı ise yüzde 0,37’den yüzde 0,35’e geriledi.

Verileri Karar’a değerlendiren İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, teknoloji alanında atılması gereken adımın 300 yıldır atılamadığını belirtti. “Kısa vadeli küçük çıkarlar üzerinde duruyoruz” diye konuşan Dalgakıran, hükümetin Cumhuriyet hatta dünya tarihinin en büyük teşviklerini verdiğini ama sanayide bile ciddi bir yatırım gerçekleşmediğini söyledi. Türkiye’de ‘kültür’ yani insan kaynağının zayıf olduğuna işaret eden Dalgakıran, bu gerçekle yüzleşmek zorunda olduğumuzu vurguladı. “İnsanımız girişimci, atılgan ama altı dolu değil. Herkes birbirinin yaptığı işi yapıyor” ifadelerini kullanan Dalgakıran, “Nitelikli girişimci modeli nasıl yetişiyor buna bakmamız gerekiyor. İnsanlar eşit değil, tembeli var çalışanı var.

Ülkeler ne yapıyor? Yüzde 5’lik kesimi temsil eden nitelikli, yaratıcı sınıfı bulup yetiştiriyor ve bu grubu sistemin önünde tutuyor. Bizde bu yaratıcı sınıf, kültür yetişmiyor. Bu nedenle sahip olduğumuz kültürü değiştirmeden bu sarmaldan çıkamayız” dedi. “Senin yaratıcı insanın yoksa gökten para da yağdırsan yenilikçi bir şey yapamazsın” diyerek, mevcut sistemdeki soruna işaret eden Dalgakıran, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim yaratıcı insanlara ihtiyacımız var. Bu insanlar özgürlükçü, hukuk siteminin düzgün işlediği, demokrasinin geliştiği yerlerde yetişiyor. Bu ülkeler  yurt dışındaki değerleri de topraklarına getirmeye çalışıyor. ABD öyle bir araştırma yapıyor ki, staj yapmaya giden genç geri gelmiyor. Parıltıyı gördüğünde bırakmıyor, çünkü bu insanlar farklı.”

GENÇLERİ ATEŞE ATIYORUZ

“Genç nüfusla övünmek hiçbir şey ifade etmiyor” diye konuşan Adnan Dalgakıran, Türkiye’nin mevcut sistemle gençlerini de ateşe attığını belirtti. Bilgi birikimi olmayan gençlere para verildiğini ve ‘git yap’ denildiğini ifade eden Dalgakıran, “Bu uçurumdan itmekle aynı şey. Sonra başarısız olup hayata küsüyor” dedi. Dalgakıran, şöyle devam etti: “Bizim içinde bulunduğumuz durumun tanımı vasatlık. Aç açıkta olan yoktur bu sistemde. Herkesin geliri vardır. Bu da bir konfordur. Durum dururken insanları ‘hadi bakalım daha çok şey öğren’ diyerek insanları bu konforundan çıkaramazsın. TOBB meslek öğrenme eğitimleri başlattı maaş da verdi. Kimse başvurmadı. Çünkü insanlarımız kendini geliştirmek yönünde bir adım atmak istemiyor.”

SORUNLARLA YÜZLEŞMEMİZ LAZIM

Türkiye’nin kendisi ve sorunlarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Dalgakıran, “Fakat bu kültür, anlayış popülist bir yol değil. Bu yola gireceksek sıkıntılı ve meşakatli bir dönem bizi bekler. 15-20 yıl bunu bir devlet politikası haline getirirsek, farklı bir Türkiye doğar. Bu uzun uğraşlar gerektiren bir çalışma. Programın olması gerekiyor. Bilen, duyguları ile hareket etmeyen akılların oluşturduğu bir stratejiye ihtiyacımız var. Türkiye’nin siyaseti, iş dünyası, eğitim sistemi de bu stratejinin bir parçası olmalı. Bahsettiğimiz konu çok başka bir şey” dedi. 

SERİ İMALATTA GEÇ KALDIK

Türkiye’nin seri üretimli alanlarda geç kaldığına vurgu yapan Adnan Dalgakıran, “Buna otomobil de dahil” dedi. “Teknolojinin farklı alanları var. Bizim bu alanları tespit edip mekanizmayı kurgulayabiliriz” diye konuşan Dalgakıran, “Her zaman dünya bu fırsatı veriyor ülkelere ama dediğim gibi bu başka bir akıl gerekiyor. 300 yıldır dünya ekonomisinden aldığın pay üç aşağı beş yukarı aynı yerde seyrediyor. Önce bir yüzde bununla. Biz moral bozulmasın diye durum tespiti yapmıyoruz ama bu nedenle moral bozuluyorsa kafadan bitmişiz demektir” diye konuştu.

SİSTEM GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

“Teşvik mekanizmalarının da yeniden gözden geçirilmesi de lazım. Var olanları yaşatmak değil, nitelikli anlamları yaratacak mekanizmanın yetiştirilmesine yönelik bir mekanizmanın da kurulması gerekiyor” diyen Adnan Dalgakıran, “Türkiye’de 12 bin makine üreticisi var 15 milyar dolar ihracat yapıyor. Almanya’da 6 bin makine üreticisi var 300 milyar dolar ihracat yapıyor. 15 senedir kendi sektörüme de hiç kimseye de anlatamadım. Ölçek ekonomisi olmadan bu işler olmaz” diye konuştu.

GİRİŞİMCİLERİN HEDEFİ NARGİLE KAFE

Türkiye’de girişimci denilen kesimin nargile kafe açmak gibi bilindik işlerle ilgilendiğini belirten Adnan Dalgakıran, “Türkiye, ‘Daha fazla girişimci’ diyor ama girişimci sayısının nüfusa oranı olarak en fazla girişimcinin olduğu ülkelerden biri. Öğretmenleri sınava soktular matematik öğretmeni kendi branşında 50 sorunun 10 tanesine cevap verebildi. Kusura bakmayın sen böyle yetişmiş bir adama başından aşağı para döksen ne olur?” dedi. Şüphe eden, analitik becerisi olan bir nesil yetiştirmemiz gerektiğini ifade eden Dalgakıran, şöyle devam etti: “Güney Kore ve Tayvan son 60 yılda bunu başarabilen ülkeler. Her yıl on binlerce insanını ABD’ye, Almanya’ya   gönderdi eğitim aldırdı ve sonra bu insanları ülkeye döndürebildi. Bizim nitelikli sermayeyi ülkeye çekmemiz gerekiyor. Eğer adam buraya gelmiyorsa sormamız gerekiyor ‘neden gelmiyor’ diye.”

BAŞVURULAR MEVCUT DURUMLA AYNI

Harcanan paralara rağmen Türkiye patent üretiminin yeteri kadar bulunmadığını söyleyen Dalgakıran, “Sanayimizin yüzde 70’i düşük ve orta teknolojili mal üretiyor, başvuruların da yüzde 70’i düşük ve orta mal üretimine yönelik. Ben ne anladım bundan. Gelecekte de aynı yatırım şekline devam ediyorsun. Fakat karşında devasal stratejileri olan Hindistan, Çin gibi ülkeler var. Sadece Çin 50 milyar dolarlık teknoloji şirketi satın alması gerçekleştirdi geçtiğimiz yıl. Başkaları da alıyor. Yarın iyice kopmuş olacağız. Biz inovasyon konuşurken inovasyonda geriliyoruz. Endüstri 4.0 konuşuyoruz kaç şirketimiz bunu uyguluyor. Kaç kişi Endüstri 4.0’ı biliyor” değerlendirmesinde bulundu.

İKİNCİ 500’E 100 YENİ FİRMA GİRDİ

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’nın 2016 yılı sonuçlarına göre, sıralamaya 100 yeni firma girdi. Bunlardan 77’si geçen yılki 1000 büyük kuruluşun dışından geldi. 23 kuruluş ise 2015 yılında İSO 500 içinde yer alıp, bu yıl İSO İkinci 500’e gerileyen şirketlerden oluştu. Sanayi kuruluşlarının 2015 yılında 75,6 milyar TL olan üretimden net satışları, 2016’da yüzde 8,6 artarak 82,2 milyar TL’ye yükseldi. 2015 yılında reel olarak gerileyen üretimden net satışlar, 2016 yılında hemen hemen hiç değişmedi. Finansman giderleri, sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı 2016 yılında da sürdürdü. İkinci 500’de finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 2016’da yüzde 51,1’den yüzde 50,6’ya geriledi. 2016 yılında yaşanan sıkıntılara rağmen İSO İkinci 500’ün istihdamı yüzde 1,4 arttı. Yine ödenen maaş ve ücretler de 2016 yılında yüzde 18,2’lik artış yaşandı. Bu artışta asgari ücret düzenlemesi etkili olmakla birlikte, maaş ve ücretlerin reel olarak yüzde 10 civarında artış göstermiş olması dikkat çekti. 2016 yılında İSO İkinci 500 içinde yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 2 adet azalarak ve 65’e indi. 2007 yılından bu yana İSO İkinci 500 içinde yer alan yabancı sermaye paylı kuruluş sayısının 65-70 bandı içerisinde olduğu görüldü. Yine de 2007 yılında 68 olan sayının 2012 yılında 72’ye kadar yükseldikten sonra, 2016 yılında 65 ile son on yılın en düşük seviyesine indi.

Kaynak: Karar Gazetesi