altinoz.com.tr

Dava Açan veya Takip Hakkını Kullananın Önceden Belirlenen Bazı Özel Yükümlülükleri Yerine Getirmesi Şart Koşulabilir

 

T.C.
YARGITAY
Onikinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2016/8916
Karar No : 2017/551
Tarih : 17.01.2017
ÖZET:
  • TEMİNAT GÖSTERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
  • TEMİNATIN BELİRLENMESİNDE İCRA TAKİBİ NEDENİYLE KARŞI TARAFIN UĞRAYABİLECEĞİ ZARARLAR

 

İÇTİHAT METNİ

DAVA :

İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 13/03/2015 tarih, 2015/279 Esas ve 2015/208 sayılı kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR :

Alacaklı vekili tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda, alacaklı şirketin … mukim olmasından ötürü icra müdürlüğünce toplam alacak miktarı üzerinden %15 oranında teminat alınmasına karar verildiği, belirlenen yabancılık teminatının fahiş olduğu ileri sürülerek teminat oranının indirilmesi talep edilmiş, mahkemece şikayetin kabulü ile teminat miktarının 190.000,00 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Türk Hukukunda, kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları, herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. Alacaklının takipte haksız çıkması halinde, borçlunun uğrayacağı muhtemel zararların istenebilmesinin zor veya imkansız olacağı zannedilen bazı özel durumlarda, kanun koyucu tarafından teminat gösterilmesi gerekli görülmüştür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1’e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Buna göre, teminatın belirlenmesinde icra takibi nedeniyle karşı tarafın uğrayabileceği zararların da dikkate alınması gerektiğinden, mahkemece yalnızca yargılama giderleri nazara alınarak teminat miktarının belirlenmesi doğru olmadığı gibi, şikayet konusu işlemde, borçlulara atfı kabil bir kusur bulunmadığı halde aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.

SONUÇ :

Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.