altinoz.com.tr

Vekil Üstlendiği İş ve Hizmetleri, Vekâlet Verenin Haklı Menfaatlerini Gözeterek, Sadakat ve Özenle Yürütmekle Yükümlüdür.

T.C.
YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi

Esas No : 2015/15321
Karar No : 2019/4277
Tarih : 02.07.2019

İÇTİHAT METNİ

DAVA :

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 02.07.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … ve vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … vekili Avukat, davalı …vasisi …, dahili davalı …, dahili davalı …, dahili davalı … gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR :

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı, dava dışı arkadaşı … ile internet aracılığıyla temizlik işlerinin olduğunu ilan eden davalılardan …’a ait … Yat Kiralama isimli işyerine giderek temizlik işlerini yaptıklarını, temizlik işinden sonra davalılardan … kendisine ait işyerinde çalışma teklifini kabul ederek on gün kadar çalıştığını, bu esnada ekonomik yönden zor durumda olması nedeniyle, 10.06.2010 tarihinde dava konusu 497 ada 91 parsel sayılı taşınmazdaki 1/4 payının satışı için bu süre zarfında güvenini kazanan davalı …’ın yönlendirmesi ile davalı …’ı vekil kıldığını, ancak dolandırılabileceğinden şüphelenerek ertesi gün davalı …’ın işyerine giderek satıştan vazgeçtiğini beyan ettiğini, davalı …’ın araya hafta sonunun girdiğini, pazartesi günü tapuyu ya da parasını alabileceğini beyan ederek kendisini ikna ettiğini, pazartesi günü ( 14.06.2010 ) tapuya gittiğinde taşınmazdaki payının 11.06.2010 tarihinde davalı …’a temlik edildiğini öğrendiğini, kendisine bir bedel ödenmediğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı …, taşınmazı bedeli karşılığında aldığını, iyi niyetli alıcı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemece, her ne kadar vekil olan davalı …’ın vekalet görevini kötüye kullandığı sabit ise de devralan davalı …’ın vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde hareket etmediği, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olmadığı, 4721 Sayılı TMK’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 497 ada 41 parsel sayılı taşınmazdaki payını satış yetkisini içeren, … 20. Noterliğinin 10.06.2010 tarih ve 11341 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalılardan …’ı vekil tayin ettiği, vekil …’ın çekişmeli tşınmazdaki davacıya ait payı 11.06.2010 tarihinde diğer davalı …’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 s. Türk Borçlar Kanununda ( TBK ) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde ( 818 s. Borçlar Kanununun 390. ) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. ( TBK’nin 504/1 ) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden ( resen ) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; … 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/308 Esas sayılı dava dosyasının 19.06.2013 tarihli celsesinde tanık sıfatıyla dinlenen davalı …’in ifadesinde; vekaleti gördüğünü, daha sonra diğer davalı …’e haber verdiğini, tarafların daha sonra anlaştıklarını ve sözleşme yaptıklarını belirtmesine karşın vekaletname tarihinin 10.06.2010, sözleşme tarihinin ise 09.06.2010 olduğu, yani vekaletnamenin sözleşme tarihinden sonraki tarihte düzenlendiği, mahkemece, davacının delil olarak dayandığı davalılar … ve …’ın imzasını taşıyan 09.06.2010 tarihli gayrimenkul alım-satım ve komisyon sözleşmesi davalı … yönünden iyi niyet açısından değerlendirilmeden, yine dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle gerçek değeri keşfen belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.

Hal böyle olunca; mahallinde usulüne uygun keşif yapılarak dava konusu taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesi, davalılar arasında el ve işbirliği olup olmadığı hususunun tarafların ceza davasındaki ifadeleri de gözetilerek değerlendirilmesi, yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ :

Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün ( 6100 Sayılı Kanun’un geçici 3.maddesi yollaması ile ) 1086 Sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.07.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.