altinoz.com.tr

Bir Yabancı Mahkeme İlamı, Adi Posta Yoluyla Yapılan Tebligat Sonucu Kesinleşemez

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi

Esas No : 2016/13566
Karar No : 2018/4748
Tarih : 25.06.2018

İÇTİHAT METNİ

DAVA :

Taraflar arasında görülen davada … 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2016 tarih ve 2016/124-2016/504 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi karar ve ek karar davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR :

Davacı vekili, toplam 250.000 USD tutarındaki 18 adet çekin davalı tarafından ödenmediğini, müvekkilince … Mahkemesinde açılan davanın ana para, işlemiş faiz, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte 588.800,36 USD üzerinden kabul edilip kesinleştiğini, hükmün apostil şerhini taşıdığını ileri sürerek Amerika Birleşik Devletleri … Bölge Mahkemesi’nin A-11-647756-C sayılı kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yabancı mahkeme ilamının usulüne uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmediğini, … Eyaleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılılık anlaşması ya da tenfiz konusunda fiili bir uygulamanın bulunmadığını, bu itibarla … Mahkemesi kararının Türkiye’de tenfizinin istenemeyeceğini, talep edilen alacağın gazinoda kumar oynanması amacıyla fişle verilmiş bir borç olduğunu, Türkiye’de eksik borç itirazıyla karşılaşacağını, istemin Türk kamu düzenine aykırılık taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının usulen onanmış örneği ve onanmış tercümesinin apostil şerhli aslının, ilamın kesinleştiğini gösteren ilgili ülke makamlarınca onanmış belge ile onanmış tercümesinin sunulduğu, davalının toplam 18 adet çek borcuna istinaden … Mahkemesince talebin yerinde bulunduğuna kanaat getirilerek davalı tarafın tüm masraf, vekalet ücreti, ana para ve işlemiş faizi ile birlikte 588.800,36 ABD doları ödemeye mahkum edildiği, davalı tarafça süresinde temyiz yoluna başvurulmaması üzerine kararın kesinleştiği, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konu olmadığı, ayrıca hükmün kamu düzenine açıkça aykırılık taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, Amerika Birleşik Devletleri … Bölge Mahkemesi tarafından verilen A-11-647756-C sayılı ve 29/01/2014 tarihli kararının tenfizine karar verilmiştir.

Davalı vekili, hükümden sonra, mahkemenin görevli olmadığını, yargı yeri belirlenmesine dair karar veren Yargıtay Dairesinin kanuna uygun teşekkül etmediğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini istemiş, mahkemece, ancak kesin ya da kesinleşmiş hükümler için yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği gerekçesiyle talebin reddine dair ek karar tesis edilmiştir.

Karar ve ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- ) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin, yargılamanın yenilenmesinin isteminin reddine dair 27.09.2016 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2- ) Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. 5718 Sayılı MÖHUK’nın 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına dair olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Anılan Kanun’un “Dilekçeye Eklenecek Belgeler” başlığını taşıyan 53. maddesinde tenfiz dilekçesine “Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi”nin ekleneceği düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ilamın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, bu husus dava şartı olması nedeniyle, mahkemece resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesinde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Amerika Birleşik Devletleri anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır. Bu durumda, 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılması gerekmekte olup bu yolla tebliğ edilmeyen, yani bir başka deyişle adi posta yoluyla yapılan tebligat sonucu bir yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi mümkün bulunmamaktadır.

Somut olayda, davacı tarafından sunulan … Bölge Mahkemesi’nin A-11-647756 Karar sayılı dosyaya dair belgelerde kararın davalıya diplomatik yolla usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine ve kararın kesinleştiğine dair bir bilgiye rastlanmamış, sadece davacı W…’nin Dava ve Talepler Dairesi Müdürünce düzenlenmiş evrakta, “davacı şirketin 30.01.2014 tarihinde kararın kaydına dair bir yazılı bildirimi gönderdiği ve tebliğ ettiği, aynı tarih itibariyle 30 gün içinde bir temyiz bildiriminin davalı tarafından gönderilmediği, kararı temyize götürme süresinin sona erdiği” açıklanmıştır. Bu yazının ekindeki “Hizmet Belgesi” başlıklı belgede de, kararın “30.01.2014 tarihinde Uluslararası Posta hizmetleriyle posta ücreti ödenmiş olarak davalının A… İş Merkezi Beykoz/… adresine gönderildiği” ifade edilmiştir. Anılan belgelerde, davalıya karar tebligatının diplomatik yolla yapıldığına dair bir ifade bulunmadığı gibi tebligata dair belgeler de sunulmamıştır.

Bu durumda, mahkemece, bu husus üzerinde durularak tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının davalıya yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda usulünce tebliğ edilip edilmediği, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- ) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ :

Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yargılamanın yenilenmesinin isteminin reddine dair 27.09.2016 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz temyiz itirazlarının reddi ile 27.09.2016 tarihli ek kararın ONANMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının istemi halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.