altinoz.com.tr

Eksik Soruşturmaya Dayalı Olarak Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilemez

T.C.
YARGITAY
Onikinci Ceza Dairesi

Esas No : 2017/3076
Karar No : 2017/5136
Tarih : 14.06.2017
KAVRAM:
  • GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU
  • EKSİK SORUŞTURMAYA DAYALI OLARAK KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARARIN VERİLDİĞİ
  • KYOK KARARINA İTİRAZIN USULÜNCE ARAŞTIRMA YAPILMASINDAN SONRA SONUÇLANDIRILMASI LÜZUMU
  • HÜKMÜN BOZULMASI GEREĞİ

İÇTİHAT METNİ

Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler …, , …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 4/3-4. maddesi gereğince inceleme yapılmasına yer olmadığına, taksirle öldürme suçundan ise diğer şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.10.2015 tarihli, 2014/8754 soruşturma, 2015/6303 sayılı inceleme yapılmasına yer olmadığına ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Balıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.09.2016 tarihli ve 2015/2306 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Bir kısım şikayet olunanlar hakkındaki işleme konulmama kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi kapsamında itiraza konu bir karar niteliğinde olmadığı gözetilerek, itiraz merciince “inceleme yapılmasına yer olmadığı” kararı verilmesi yerine, Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği kabul edilerek itirazın esastan incelenmesinde isabet görülmemiş ise de; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.05.2012 tarihli, 2012/3839 esas, 2012/5355 karar sayılı emsal ilâmında belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcılarının işleme konulmama kararlarına karşı 4483 sayılı Kanun’da herhangi bir itiraz yolu öngörülmemesinden dolayı işleme konulmama kararı kanun yararına bozma incelemesine konu edilmeyerek yapılan incelemede:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre; ölen Yaren Ertürk’ün olay günü rahatsızlanması sonucu Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesinde acil serviste görevli doktor şüpheli …’nun bir kısım tetkiklerden sonra hafta sonu olması nedeniyle pazartesi gelmelerini istediği, 16.06.2014 tarihinde çocuğun ağrılarının artması üzerine yine aynı hastanede görevli doktor …’ın hastaya gecikerek müdahale ettiği iddiaları üzerine, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19.06.2015 tarihli ve 101-01.02-15/54749/2690 sayılı raporu ile şüpheli doktorların ve hastane görevlilerinin kusur durumunun tespiti açısından mevcut verilere göre değerlendirme yapılamadığına ilişkin görüş bildirmesi karşısında, çocuğun ölüm sebebi ve şüphelilerin ölümün meydana gelmesinde kusurlarının bulunup bulunmadığına ilişkin gerektiğinde üniversite hastanesinden detaylı rapor alınmaksızın eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 08.03.2017 gün ve 94660652-105-10-1165-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2017 gün ve 2017/18055 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

İncelenen dosya kapsamına göre, şikayetçiler … ile … kızı ve kayden 29.10.2008 doğumlu olan 5 yaşındaki …’in, 14.06.2014 tarihinde rahatsızlanması üzerine götürüldüğü Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi acil servisinde görevli çocuk doktoru şüpheli … tarafından değerlendirildiği, akut farenjit tanısı konulduğu, İM enjeksiyon yapıldığı, Sedoral 1gr/2ml İM/İV 10 ampul (Novopyrin, Novalgin) uygulandığı, taburcu edildiği, 16.06.2014 günü fenalaşması üzerine tekrar aynı hastaneye götürüldüğü, genel durumu kötü, bilinci açık, 38.5 derece ateşi olan ve acil müşahedeye yatırılan çocuğa periferik soğutma uygulandığı, maske ile 02 verilmeye başlandığı, kanlarının alındığı, serum takıldığı, takiben çocuğun kasıldığı ve dişlerinin kenetlendiği, 2 mg Dormicum yapıldığı, takip ve tedavisine devam edilirken dolaşım ve solunum arresti geliştiği, CPR’a başlanarak entübe edildiği, nöbetçi çocuk doktoru şüpheli … tarafından resüsitasyona devam edildiği; ancak, yapılan tüm müdahalelere cevap alınamadığı ve 16.06.2014 günü saat 01:45’te öldüğü olayda;

Şikayetçilerin, nöbetçi çocuk doktoru şüpheli …’nun hafta sonu olması nedeniyle pazartesi günü gelmelerini söyleyip, kızlarını hastanede yatırmamak ve nöbetçi çocuk doktoru şüpheli …’ın zamanında tıbbi müdahalede bulunmamak suretiyle öncesinde hiçbir ağır hastalığı bulunmayan çocuklarının ölümüne neden olduklarını iddia etmeleri, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19.06.2015 ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 26.05.2016 tarihli raporlarında; çocuğun zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığına, zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik, mikroskopik ve toksikolojik incelemeler yapılmamış olduğundan mevcut verilerle çocuğun ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediğine, ölümün meydana gelmesinde doktorların ya da başka bir hastane görevlisinin ihmali ya da hatasının bulunup bulunmadığı konusunda mevcut verilerle değerlendirme yapılamadığına dair görüş bildirilmesi, alınan raporlar yetersiz görülüp, Balıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 05.08.2016 tarihli kararı ile Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından “…Ölüm belgesindeki ölüm sebebi (AĞIR SEPSİS) dikkate alınarak ölenin ilk hastaneye başvurduğu andan itibaren uygulanan tüm tedavi yöntemlerinin bu hastalığı tedavi edici ve tıbba uygun olup olmadığı, uygun değilse ihmali veya hatası olan kişi veya kişilerin belirlenmesi, gerçek ölüm sebebinin belirlenmesi ve ölümle ilgili ihmali veya hatası olan kişi veya kişilerin belirlenmesi, dosyada tıbbi yönden eksik belge, veri veya ifade varsa açıkça belirtilmesi” hususlarında yeniden rapor düzenlenilmesi istenilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 23/C madde ve fıkrası gereğince aynı hususlarda yeniden değerlendirme yapılamayacağı bildirilerek talebe olumsuz yanıt verilmesi karşısında,

Çocuğun hangi nedenden dolayı öldüğü, ölen hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, tıbbi açıdan zamanında teşhis koyup, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamak zorunda olan doktor şüphelilerin, çocuğun ölümünde tıbbi açıdan kusurlarının bulunup bulunmadığı, kusurları varsa hangi eylemlerinden dolayı kusurlu oldukları ve gerekli tıbbi müdahale yapılsa dahi ölüm neticesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususlarında Yüksek Sağlık Şurasından ya da üniversitelerin ilgili bölümünden yeniden rapor alınarak, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.10.2015 tarihli, 2014/8754 soruşturma, 2015/6303 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşıldığından, anılan karara karşı yapılan itirazın belirtilen şekilde inceleme yapılmasından sonra sonuçlandırılması yerine reddine ilişkin Balıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.09.2016 tarihli ve 2015/2306 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup,

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Balıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.09.2016 tarihli ve 2015/2306 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.