altinoz.com.tr

Dalgakıran: 20 Yıllık Bir Stratejiye İhtiyacımız Var

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Adnan Dalgakıran, Türk ürünlerinin yabancılara göre çok pahalı olmadığını, rekabet edebildiğini belirterek, “Buradaki sorun ihale şartnamelerinin o ithal ürünlere göre hazırlanmış olması. 50 yıldır buna göre şartnameler hazırlanıyor. Kamunun ihale şartnamelerini yenilemesi gerekiyor.” dedi. Dalgakıran ayrıca, sektör olarak 20 yıllık bir stratejiye ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Dalgakıran yaptığı açıklamada, bu yılın 7 ayında makine sektöründe yüzde 5 civarında bir büyüme olduğunu, bu büyümenin ihracattan kaynaklandığını dile getirdi.

Sektörün ihracatında da yaklaşık yüzde 5’lik bir büyüme yaşandığı bilgisini veren Dalgakıran, makinede Türkiye’nin en büyük pazarının Avrupa olduğunu kaydetti.

Dalgakıran, sektörün ihracattaki kilogram değerinin 6 dolar olduğunu belirterek, “Almanya’da bu rakam 40 dolarların üzerinde. Bizim bu rakamı 20 dolarlara çekmemiz gerekiyor.” dedi.

Bir makinenin daha yüksek katma değerli olabilmesi için elektronik ve yazılım sektörlerinin de gelişmiş olması gerektiğine işaret eden Dalgakıran, ancak Türkiye’de bu sektörlerin henüz istenilen seviyede olmadığının altını çizdi.

Dalgakıran, Türkiye’nin orta gelir tuzağında olduğunu ve yüksek gelirli ülke seviyesine geçmek istediğine dikkati çekerek, “Dünyada son 60 yılda bunu başarabilen sadece iki ülke var; Kore ve Tayvan. Üçüncü bir ülke sayamıyoruz. Ama alt gelir düzeyinden orta gelir düzeyine gelen onlarca ülke sayabiliriz. Yani orta gelir seviyesinde kalmak giderek daha riskli hale geliyor. Çünkü aşağıdan diğerleri de geliyor. Kore ve Tayvan, endüstriyel ana stratejilerini yazılım ve elektronik üzerine kurguladılar.” diye konuştu.

‘İthal makinenin yüzde 70’i Türkiye’de üretildiği halde ithal ediliyor’

Adnan Dalgakıran, teknoloji geliştirmenin bir devletin o alana yoğun ilgisi ve belli bir strateji doğrultusunda hareket etmesiyle gerçekleşebileceğini belirterek, “Bu aynı zamanda sizin insan kaynağınızla da doğru orantılı. Ar-Ge için gökten para yağdırsanız, eğer o nitelikte insan kaynağınız yoksa hiç bir şey ifade etmez. Burada nitelikli insan konusunda çok ciddi problemimiz var. Bununla yüzleşmemiz lazım.” dedi.

Türkiye’nin makine sektöründe yıllık 14 milyar dolar civarında ihracat, 28 milyar dolara yakın da ithalat yaptığını aktaran Dalgakıran, ithal edilen 28 milyar dolarlık makinenin yüzde 70’inin Türkiye’de üretildiği halde ithal edildiğini söyledi.

Dalgakıran, bunun bir kaç sebebi olduğuna dikkati çekerek, “Bunun bir kaç sebebi var. ‘Yabancı yaparsa iyi yapar’ kavramı hala yerleşik. Türk ürünlerinin fiyatları Avrupalılara göre daha ucuz olsa da kötü ürünlerle karşılaşanların bu durumu daha sonraki yerli alımlarını da etkiliyor. Bir de Türkiye’de üretilmeyen teknolojik makineler var.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki makine sektörünün en büyük problemlerinden birisinin çok küçük işletmelerden oluşması olduğunu vurgulayan Dalgakıran, büyüyen firmalar da olduğunu ama bunların sayısının az olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Büyümek oldukça zor. Şu anlamda da zor; bir konuda bir makineyi Almanya’da üreten 4 firma varken Türkiye’de üreten 74 firma var ve bu 74 firma Almanya’daki bir firma kadar bile üretim yapamıyor. Bu firmalar mühendisliğe ve organizasyona yatırım yapamazlar. Türkiye’de makine sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde 90’ı, 10 kişiye kadar istihdam sağlıyor. Ama bu ülke dünya çapında da makine firmaları çıkıyor. Fakat sayıları az.”

‘Şu anda kur biraz daha yukarıda olabilir gibi görünüyor’

MAİB Başkanı Dalgakıran, kamunun artık bütün dünyadaki en büyük alıcılardan birisi olduğunu belirterek, bütün dünya ülkelerinin kamunun alımlarından pay alabilmek için stratejiler hazırladığını söyledi.

Çin’in kalkınmasındaki en önemli unsurlardan birisinin kamu alımlarını stratejisinin bir parçası haline getirmesi olduğunu belirten Dalgakıran, söz konusu ülkenin, “Artık teknolojik bir ürünü tek başına bana satamazsınız, teknolojiyi de bana getireceksiniz.” diyerek yatırım alanlarını geliştirdiğini dile getirdi.

Dalgakıran, kamu ihalelerinde Türk ürünü yüzde 15 pahalı bile olsa yerli ürün alma kararı olduğunu anımsattı.

Türk ürünlerinin yabancılara göre çok pahalı olmadığını, rekabet edebildiğine işaret eden Dalgakıran, “Buradaki sorun ihale şartnamelerinin o ithal ürünlere göre hazırlanmış olması. 50 yıldır buna göre şartnameler hazırlanıyor. Kamunun ihale şartnamelerini yenilemesi gerekiyor.” diye konuştu.

Dalgakıran, bu taleplerini kamuya ilettiklerini ve bunun üzerinde çalışıldığı bilgisini verdi.

Kamu yöneticilerinin de bunun dönüşmesi gerektiğini bildiğini aktaran Dalgakıran, cari açığın bu şekilde aşılabileceğinin altını çizdi.

Dalgakıran, ihracatçılar olarak uzun yıllar fazla değerli TL’den zarar gördüklerini anımsatarak, “Şu anda kur biraz daha yukarıda olabilir gibi görünüyor. Yani 3,60-3,70 gibi. Ama kurun çok yükselmesi hem maliyetleri yükselten bir unsur, hem de Türkiye’nin fakirleşmesi anlamına geliyor, aynı zamanda ihracatçıların borçları döviz cinsinden olduğu için onun da artışı anlamına geliyor. Buradaki iş kurun stabil olması.” dedi.

‘Bizim 20 yıllık bir stratejiye ihtiyacımız var’

Adnan Dalgakıran, yabancı sermayenin bir ülkeye iki sebepten dolayı geldiğini belirterek, “Ya iş gücünüz çok ucuzdur ve bir pazarınız vardır; ya da nitelikli insan kaynağınız vardır.” dedi.

Bir dönem iş gücü ucuz olduğu için Türkiye’ye yabancı sermayenin geldiğini anımsatan Dalgakıran, ancak şu anda Türkiye’de iş gücünün ucuz olmadığını dile getirdi.

Dalgakıran, hizmet sektörü sanayiden daha hızlı geliştiği için iş gücünün pahalılaştığını ifade etti.

Girişimcilik ile ilgili de konuşan Dalgakıran, daha fazla girişimci kavramının sorunları çözmeyeceğini vurgulayarak, “Dünyada nüfusa göre en fazla girişimci oranı olan ülkelerden birisiyiz biz. Nitelikli girişimci, nitelikli insan kaynağı lazım bize.” değerlendirmesinde bulundu.

Dalgakıran, Amerika’da bir yatırım yapıldığı zaman şehre 10 kilometre mesafedeki organize bölgede 25 dolara arazi alınabildiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ama Türkiye’de yatırım yapmak istersen İstanbul’a 60 kilometre mesafedeki Dilovası’nda metrekaresi 300 dolara yer alıyorsun. Bakıldığı zaman buradaki bir yatırımcı, ‘arazi alacağım, fabrika yapacağım’ dediği zaman para kalmıyor. Dolayısıyla siz ne kadar teşvik verirseniz verin, böyle bir yatırımın maliyetlerinin yanına bile gelmeyen çözümler var. Bu yatırımı İstanbul’da yapma diyebilirsiniz. Ama siz teknoloji üreten bir firmaysanız bazen o insan kaynağını İstanbul da bile bulamıyorsunuz.

Ben Japonlarla yaptığım yatırımda onları Sakarya’ya yolladım, kabul etmediler. Neden? Çünkü çok nitelikli Japon mühendisler var. Bunların çocukları iyi okullarda okuyacak, akşam konsere gidecekler. Bu insanlar, sosyal yaşamı olan insanlar ve yaşamın içinde olmayı istiyorlar. Belli gelir seviyesinde oldukları için iyi bir yerde yaşamak istiyorlar. İstanbul’da bile o insan kaynağını bulamazken sen Yozgat’ta araziyi bedava versen ne olacak ki? Bizim 20 yıllık bir stratejiye ihtiyacımız var.”

Kaynak: Anadolu Ajansı